Connect with us

Güncel

Kılıçdaroğlu, CHP’nin seçim bildirgesini açıkladı

Bu haber

yayınlandı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 24 Haziran seçimleri için seçim bildirgesini açıkladı… ‘Kürt sorununun sorumlusu siyasilerdir, barış akademisyenleri dönecek, asgari ücret 2.200 lira olacak’ diyen CHP lideri ‘Kılıçdaroğlu’nun da İnce’nin de namus borcudur’ diyerek partisinin 2 dev projesini açıkladı.

Seçim Sloganını ‘millet için geliyoruz’ olarak belirleyen CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu , JW Marriott Otel’de Seçim Bildirgesi ve Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin 5 temel sorunu üzerine kurulan seçim bildirgesinden öne çıkan başlıklar şöyle;

CHP, Egemenliği saraydan alıp halka verenlerin partisidir

CHP’liler mücadelenin insanlarıdır. Adaleti, barışı savunmuşlardır. CHP , Samsun’dan başlayıp Erzurum’a sonra İzmir’e giden Mustafa Kemal’lerin partisidir. CHP , hak, hukuk ve adalet diyenlerin partisidir. CHP , egemenliği saraydan alıp halka verenlerin partisidir. Türkiye mafya devleti değil, insan haklarına saygılı bir hukuk devleti istiyor. Yolsuzluk düzeni değil, alın terinin karşılığı aldığı bir Türkiye istiyor.

Biz ne yapacağız? Türkiye’nin 5 temel sorununu çözeceğiz. Yaşımıza bakmaksızın tek ortak payda vatan sevgisiyle 5 temel sorunu çözüp Türkiye’yi lider yapma gayretindeyiz. En temel sorun ekonomidir. TL’nin nasıl eridiğini gözlemliyoruz. TL dünyanın en büyük değer kaybeden paralardan birisidir.

Fabrikalar yapan değil hapishaneler yapan bir hükümet

Çalışan, işçi hayatından memnun değil. Fabrikalar yapan değil hapishaneler yapan bir hükümetle karşı karşıyayız. Kendisini yakan işçi, çiftçiye bakınca işlerin yolunda gitmediğini hepimiz görüyoruz. Kim kendisini yakmıyor, kim şikayetçi değil? 81 milyona sesleniyorum. Bu sınıfın adı rantiye sınıfı. Kendisini yakan rantiyeci v ar mı? Bir masa bir sandalye ellerinde viski kadehi milyarlar kazanıyorlar. Bu düzeni değiştirmenin sorumluluğu hepimize düşüyor. Hep birlikte bu rantiye düzenini değiştirip, haktan ve insandan yana düzeni inşa edeceğiz. Nasıl değiştireceğiz?

Gazeteler korkudan haber veremiyor

Toplumun önüne şu gerçeği koymalıyız. Türkiye ekonomisi değişime ihtiyaç duyuyor. Bunu gerçekleştirmek zorundayız. Gazeteler korkudan haber veremiyor. 16 yıldır Türkiye’yi yönetenler bu değişimi gerçekleştiremez. Kendi seçim bildirgelerini açıkladılar. Ranta dönük. Altını çiziyorum bunun. Onların bildirgesi ranta bizimkisi insana dönük.

Hangi ulusa, devlete bakarsanız bakın. Eğer bir ülke önündeki 50 yılı planlamışsa o ülke dünyada söz sahibi olur. İşin anahtarı geleceği planlamaktır. 16 yıldır yönetenler devlet planlama teşkilatını kapattılar. Biz ‘İnsani Gelişme Stratajileri ve Bilgi Kurumu’nu kuracağız. Üniversiteler bilgi üretecek. Çiftçi 1 yıl sonra kar edeceği ürünü üretecek. Nasıl kar elde edeceğini bilecek. İnsan odaklı politikayı oluşturduktan sonra geleceği planlayacağız.

Beyin göçünü tersine çevireceğiz. Dünyanın saygıdeğer bilim insanlarının Türkiye’ye gelmesi için her türlü teşviği vereceğiz. Türkiye’yi bölgesinin yıldızı yap diyeceğiz. Bilim üretmek yetmez, sanayide de başarılı olmalıyız. Katma değer üretmeliyiz. Dünya sanayide 4.0’ı konuşuyor. Biz ne konuşuyoruz? ‘Yol yapıyoruz, köprü yapıyoruz’ dünyanın hiçbir lideri bunu konuşmaz. Bizim hedefimiz 21. yy’da Türkiye’yi lider yapmaktır. Katma değeri yüksek görünen madde, 3 yıl sonra eskimiş olabiliyor. Sanayimizin bu dönüşüme ayak uydurması lazım. Ne yapacağız ? Hızlı değişime ayak uyduran işletmeler kobilerdir. Katma değeri yüksek ürünler üreteceğiz. Bunun parçalarını kimler nasıl üretecek? Bütün kobi sahibi saygıdeğer insanlara sesleniyorum. Sayın Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı parlamentoda CHP ‘nin olduğu bir ülkede, vergi ve sigorta borcu olmayan bütün kobilere sıfır faizli kredi vereceğiz.

0 faizli kredi veriyorum

Bir başka önemli nokta; Devlet vergi ve sigorta primlerini zamanında toplar. Şu anda tahsil edilemeyen sigorta prim borçları hariç 322 milyar lira. Onun üzerine af çıkardılar. Türkiye’yi bundan kurtaracağız. 0 faizli kredi veriyorum. Üretime dair daha güzel bir proje yazılmamıştır. Vergi ve sigorta borcu zamanında ödenirse 322 milyar az borçlanacak. Daha fazla vergi vereceğim diyecekler, çünkü o kadar fazla kredi alacağım diyecekler.

Katma değeri yüksek ürün üretenler için daha yüksek kredi sağlayacağız. Amaç Türkiye’yi güçlü bir ülke haline getirmek. İhracatımız geleneksel olanın üzerine çıkacak. En geç 5 yıl içinde Türkiye orta gelir tuzağını aşıp kişi başına gelir en az 15 bin dolar olacak.

Batı’nın egemen güçleri tarımı bitirdiler. İktidarı yönlendirdikleri politikalarla Türkiye’deki tarımı bitirdiler. Tarımda Türkiye’nin kurucu ayarlarına geri döneceğiz. Et ve Süt Kurumları, TARİŞ gibi kurumları yeniden ayağa kaldıracağız. Fındığın fiyatını biz belirlemiyoruz. Fındığın fiyatını Türkiye belirleyecek. Sayın cumhurbaşkanı adayımız ifade etti, çiftçiye mazotu 3 liradan vereceğiz diye. İtiraz ettiler, sayın İnce traktörü aldı benzinliğe gitti. Kaç liraydı 5 lira 22 kuruş.

Tarım bakanının Türkiye’den, çiftçiden haberi yok

Tarım bakanının Türkiye’den, çiftçiden haberi yok. 5 yıl içinde tarımı ayağa kaldırmak için bütün kırsala 40 bin ziraat mühendisi, veteriner ve teknisyen atayacağız. Neyi ekip neyi biçeceğini bilecek. Tarım-teknoloji liseleri kuracağız.

Çiftçiye üret diyoruz ama bir yıl önce ne ürettiğini bileceksin. Şu fiyatı ek, şu fiyattan alacağım diyeceğim. Mazotu düşük fiyattan alacaksın. Bütün rantiye köşeyi döndü, bizim derimiz alın teri dökenlerin köşeyi dönmesidir. Sözümüz söz, İnce’nin de Kılıçdaroğlu’nun da sözü; Tarımda Türkiye’yi dünya ülkesi yapacağız.

Esnaf Bakanlığı kuracağız

Çiftçi ürününü toplayacak, göğsünü gere gere gezecek. Bankanın önünde kendini yakmayacak. Bankanın önünden onurlu bir çiftçi olarak geçecek.

Esnaf Bakanlığı kuracağız. Onlar diyor ki biz zaten esnafı bitireceğiz. Biz de çalışandan, üretenden yana, sabahın köründe dükkanı açanlar için stopajı kaldıracağız diyoruz.

Kılıçdaroğlu’nun da İnce’nin de namus borcudur

Anadolu nüfus kaybediyor. Biz Anadolu’yu şaha kaldıracağız. Anadolu’yu mahzun bırakmayacağız. Anadolu’yu şaha kaldırmak Kılıçdaroğlu’nun da İnce’nin de namus borcudur.

Şimdi o iki projeyle ilgili altı dakikalık bir filmimiz var.(Projerleri anlatan film gösterildi)

CHP’den Nevruz sürprizi

Bu iki dev proje son kuruşuna kadar hesaplanmıştır. Eleştirecekler. Siz 16 yılda yapamadınız 5 yılda yapacağız bunları. Bu iki dev proje sadece Türkiye’nin değil, Kafkasların, Ortadoğu’nun Balkanların da dev projesi olacak. Proje üretiyorsak bölgenin lideri olmak için de üretiyoruz. Hedefimiz Türkiye’yi bölgesinde 21.yy’ın lideri yapmak.

Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız pirinç ek on yıl sonrası için fide ek, yüz yıl sonrası için insan eğit. Önümüzdeki 50-100 yılı düşünenlerin Türkiye’yi yönetmesi lazım. Bunun yolu eğitimden geçiyor. 16 yılda 14 kez eğitim politikası değişti. Eğitim bir kişinin iki dudağına teslim edilmiş durumdadır. Eğitim bir partiye de bırakılamaz. Dünyadaki hızlı dönüşüme ancak eğitimle ayak uydurabilirsiniz. Bir ülkeyi işgal etmek istersek eğitim sistemini bozarsınız. Türkiye’nin eğitim sistemini baştan sona bozmuşlardır. Düzelteceğiz.

Ahmet’in Muhammet’in Ökkeş’in oğlu nereye gidecek?

Sevgili anne ve babalar 16 yıl iktidara getirdiniz. 16 yılın sonunda bu çocuklar niteliksiz okullara gittiler. Benim çocuklarım nitelikli okulda okusun diyorsanız yönünüzü CHP ‘ye çevireceksiniz. Eğitim aynı zamanda millidir.

Çocuklara analitik düşünceyi aşılayacak bir öğretim, sorun çözme politikasını benimsetecek bir eğitim. Okul öncesi eğitimden başlatacağız. Bütün mahallelerde ücretsiz kreşler açacağız. CHP ‘li belediyelerin olduğu yerlerde kreşimiz var. Bütün Türkiye’ye yayacağız. Eğitimi tam zamanlı yapacağız. Çocuk sabah evden çıkıp, okuluna gidecek akşam servise binip eve gelecek. Sabah kahvaltısı okulda olacak. Arkadaşlarıyla öğle yemeği yiyecek. Akşam huzur içinde aile evinde karşılayacak. Birleştirilmiş sınıf ayıbına da son vereceğiz. Hala birinci, ikinci, üçüncü sınıflar bir odada eğitiliyorlar. Rantiye sınıfının eğitimle sorunu yok. Çocuklarını Amerika’ya gönderiyorlar. Peki garibanın oğlu nereye gidecek? Ahmet’in Muhammet’in Ökkeş’in oğlu nereye gidecek?

İş garantili eğitim

Taşımalı eğitime son vereceğiz. Yurtsuz öğrenci kalmayacak en geç iki yıl içinde. Birer, ikişer kişilik odalar. Nitelikli, niteliksiz okul ayıbına son vereceğiz. İş garantili eğitim; teknoloji liseleri açacağız. En az altı yıl eğitim alınan liseler olacak ve mezun olduklarında işleri hazır olacak. Hiçbir OSB yöneticisi ben ‘kalifiye eleman arıyorum’ diyemeyecek. Bir yıl içinde 180 bin öğretmen atayacağız. Kadrolu, kadrosuz öğretmen ayrımını kaldıracağız. Hiçbir öğretmen yoksulluk sınırının altında maaş almayacak. Efendim parayı nereden bulacaksınız diyorlar. Tefeciye parayı ödüyorsun. Öğretmene maaş vermek İnce’nin de Kılıçdaroğlu’nun da namus borcudur.

3600’ü herkese ver biz de seni alkışlayalım

3600 ek göstergeyi söylediğimde vay efendim nasıl yaparsınız? Şimdi kendileri yapacaklarmış. E önergemizi kabul etseydin? Çıkar bir kararname 3600’ü herkese ver biz de seni alkışlayalım.

Öğretmenleri devlet memuru kanunundan çıkarıp, öğretmenlik meslek kanununa bağlayacağız. Hakimler ve savcılar gibi olacak. Hiç kimse bir başka gerçeği unutmasın; bütün peygamberler öğretmendir. Öğretmenlere saygımız sonsuzdur. 24 Kasım’da bir maaş ikramiye vereceğiz.

YÖK kalkacak

Üniversiteler demokratikleşecek. Üniversitelerin bilimsel özerkliği olacak. Yöresel ve mali özerkliği de olacak. Bütün öğrenciler üniversitede söz ve karar sahibi olacak. Bir darbe kurumu olan YÖK de kalkacak.

İnsan Kaynakları Bakanlığı kuracağız

OECD’nin çalışmasından bir bölüm okuyorum: Bugünün çocuklarının yüzde 65’i çalışma yaşına geldiğinde henüz icat edilmemiş alanlarda çalışacaklar. Bugün okuyor, çalışıyor ama çalışma yaşına geldiğinde öğrendiklerinin yok olduğunu görüyor. Yaşam boyu eğitim diye bir kavram var. İnsanların eğitilmesi gerekiyor. Bunun için İnsan Kaynakları Bakanlığı kuracağız.

O sorunu 16 yıldır çözemediler

Toplumsal barış; isterseniz adına Kürt Sorunu deyin. 35-40 yıldır çözülemeyen bir sorun. Tek sorumlusu siyasilerdir. Çözüm adresi de TBMM’dir. Bu kadar açık ve net söylüyorum. İnanç, kimlik üzerinden siyaset yapmayacağız. İnsana saygı duyacağız. Biz hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Ben hangi hakka sahipsem Hakkari’deki, Tekirdağ’daki vatandaş da aynı hakka sahip olmalıdır. Size soruyorum bu sorunu kim çözer ? O sorunu 16 yıldır çözemediler. 4 yılda çözeceğiz. 4 temel ilkemiz var.

1) Bu sorunu çözmek için yola çıkanlar samimi olacak.

2) Gizli bir ajandaya sahip olmayacaksın.

3) Millete hesabını veremeyeceğiniz vaatlerde bulunmayacaksınız.

4) Millete her aşamada bilgi vereceksiniz.

Dış Politika

4 devlet barış içinde yaşayacak

Dış politikanın çerçevesini Mustafa Kemal Atatürk çizmiştir. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ demiştir. Biz bu kurala uyacağız. Dış politikayı yine akılcı politikalarla oluşturacağız. 16 yıldır maceracı, mezhepci bir politika izlendi. Kavgayı değil barışı öne çıkardığımız zaman kazanan Türkiye olacaktır. Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’de hiçbir fonksiyonu kalmamıştır.

Bir yıl içinde bütün komşularımızla barışacağız.

2) Filistinlilere vize uygulanmayacak. Suriyeliler nasıl geliyorsa aynı koşulda gelecekler.

3) Gece yarısı 01:30’da imzalanan Mavi Marmara anlaşmasını iptal edeceğiz.

4) Avrupa Birliği ile ilişkileri düzelteceğiz. Tam demokrasi için bütün kuralları kendi irademizle yapacağız. Birisinin dayatmasını beklemeyeceğiz.
5) Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuracağız

Demokrasi

Korkuyorsan diktatörlük vardır

Thomas Jefferson’un sözüyle başlamak istiyorum. Halk hükümetten korktuğu zaman tiranlık, hükümet halktan korktuğu zaman özgürlük vardır. Korkuyorsan diktatörlük vardır. Korkmuyorsan diktatörlük vardır. Cumhurbaşkanı Muharrem İnce olduğunda ne yapacağız?

1) Kesinlikle OHAL kalkacak.

2) Siyasetten kirlilik kalkacak. İhaleye fesat karıştıranların TBMM’de yeri yoktur

3) 12 Mart, 12 Eylül’ün bütün yasaları kalkacak

4) Yargı bağımsız olacak. Savcı hakimin yanında oturmayacak. Avukat hangi düzeydeyse savcı da o düzeyde olacak. Muharrem İnce diyor beni denetleyin diye. Sen niye korkuyorsun? Sen de desene.

5) Herkesin can ve mal güvenliği olacak

6 Suçüstü hali haricinde tutukluluk asıl unsur olmayacak.

7) Medya özgür olacak. Medya sahipleri medya dışında başka bir alanla uğraşmayacak. Medya sahibi sadece gazetecilik yapacak. Bu ayıbı tarihe gömeceğiz. Gazeteciler zorunlu olarak sendikalı olacak.

8) Gizli tanık uygulamalarına izin vermeyeceğiz

9) Cumhurbaşkanı tarafsız olacak. 3 bin kişilik koruma ordusuyla gezmeyecek.
10) Barış akademisyenleri üniversitelerine geri dönecek.

11) Yargıya erişimin önündeki engelleri kaldıracağız.

12) Emeklilere de sendika kurma hakkı vereceğiz.

13) Şehitler ve gaziler arasında ayrım yapıldı. Bizim vicdanımızı sızlatan bir ayrım. 15 Temmuz şehidi ayrı diğerleri ayrı sağlanan imkanlar ayrı. Bu ayrımı kaldıracağız.

14) Muhtarlıklar kurumsallaştırılacak. Muhtarın elemanı, bütçesi olacak. Sosyal yardımlar muhtarlar eliyle dağıtılacak.

15) Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik şartını uygulamaya koyacağız.

16 Kadın Bakanlığı kuracağız

Sivil bir anayasa yapacağız

Gençlik İhtisas komisyonu kuracağız. Gençlere olağan şüpheliler muamelesi yapılmayacak.

Din ve vicdan özgürlüğü olacak

Toplumsal uzlaşma ile sivil bir anayasa yapacağız.

Bunları yaptığımız zaman kimse hiçbir devlet Türkiye’ye sizde demokrasi yoktur diyemez. Kadın erkek eşitliği var diyecekler. İnsana, çevreye değer veriliyor diyecekler. Türkiye beton ekonomisinden üretim ekonomisine geçecek.

Asgari ücret vergisiz olarak net 2200 lira olacak

Bunları yaptığımız zaman kimse hiçbir devlet Türkiye’ye sizde demokrasi yoktur diyemez. Kadın erkek eşitliği var diyecekler. İnsana, çevreye değer veriliyor diyecekler. Türkiye beton ekonomisinden üretim ekonomisine geçecek. Üçüncü olarak Ortadoğu ve Balkanların en fazla yatırım yapılan ülkesi olacağız. Bizim projelerimizle Türkiye, yeni bir güç olarak ortaya çıkacak. Güçlü bir sosyal devlet inşa edeceğiz. Asgari ücret vergisiz olarak net 2200 lira olacak. En düşük emekli aylığı 1500 lira olacak. 1500 liranın alında maaş alan 1 milyon 640 bin kişi var. Onlara nefes aldıracağız.

4 milyon 210 bin kişiye istihdam sağlayacağız.

Biz millet için, toplum için, gençlerimiz, kadınlarımız, huzurlu bir Türkiye için varız. Alevisi, Sünnisi yeni bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz. Yeni bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz.

Cumhuriyet

 

KEMAL KILIÇDAROĞLU KİMDİR?

Doğum Tarihi: 17 Aralık 1948
Kemal Kılıçdaroğlu kaç yaşında: 70
Kilo&Boy: ?
Burcu: Yay
Meslek: Siyasetçi
Kemal Kılıçdaroğlu doğum yeri: Nazimiye, Tunceli

 

Türk siyasetçi, bürokrat ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kimdir? İşte Kemal Kılıçdaroğlu biyografisi…
Kemal Kılıçdaroğlu, tapu memuru Kamer Bey ile ev hanımı Yemuş Hanım’ın yedi çocuğundan dördüncüsü olarak 17 Aralık 1948′de Tunceli’nin Nazımiye ilçesine bağlı Ballıca köyünde dünyaya geldi.

Kendisinden on dakika önce Adil adlı bir ikizi doğdu. Ailenin daha önce sahip olduğu ‘Karabulut’ soyadı, yaşadıkları köyde herkesin aynı soyadını taşıması nedeniyle, babası tarafından 1950’lerde ‘Kılıçdaroğlu’ olarak değiştirildi.

Kemal Kılıçdaroğlu ilk ve ortaöğrenimini Erciş, Tunceli, Genç, Elazığ gibi Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tamamladı.

Elazığ Ticaret Lisesi′ni 1967′de birincilikle bitirdi.

Yükseköğrenimini yapmak için girdiği Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden (şimdiki adıyla Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden) 1971 yılında mezun oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Nazimiyeli olan ailesi Horasan’dan göçerek Anadolu’ya yerleşen Tunceli aşiretlerinden Kureyşan aşiretine mensuptur.

Kemal Kılıçdaroğlu ayrıca soyunun, Oğuzlar’ın Bozok kolunun Beğdili boyundan olduğunu ve Ehl-i Beyt’e kadar uzanan Seyyid soyuna uzandığını belirtmiştir.

Lisans öğrenimini tamamladığı 1971 yılında girdiği hesap uzman yardımcılığı sınavının ardından Maliye Bakanlığı′nda göreve başladı.

Daha sonra hesap uzmanı olan Kemal Kılıçdaroğlu, bir yıl Fransa′da kaldı. Hesap uzmanlığını 1983’e kadar sürdürdü ve aynı yıl Gelirler Genel Müdürlüğü’ne atandı.

Burada önce daire başkanı olarak görev aldı, daha sonra aynı kurumun genel müdür yardımcılığını yaptı.

1991 yılında Bağ-Kur′a atandı. Burada genel müdürlük yapan Kılıçdaroğlu, 1992 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü′ne geçti.

Daha sonra kısa bir süre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı′nda müsteşar yardımcısı olarak görev yaptı. 1994 yılında Ekonomik Trend dergisi tarafından “Yılın Bürokratı” seçildi.

1996 yılında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik tarafından görevden alındı.

1999′da kendi isteğiyle SSK Genel Müdürlüğü′nden emekli oldu.

Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı çalışmalarında Kayıtdışı Ekonomi Özel İhtisas Komisyonu′na başkanlık eden Kılıçdaroğlu, Hacettepe Üniversitesi’nde de bir süre ders verdi.

Türkiye İş Bankası′nda yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı.

SSK Genel Müdürlüğü′nden emekli olduktan sonra adı “DSP′nin yıldızları” arasında anılan Kılıçdaroğlu, 1999 Türkiye genel seçimleri’nde Genel Başkanlığını Bülent Ecevit’in yaptığı Demokratik Sol Parti’den (DSP) milletvekili adayı olacağı belirtildi ancak Ecevit tarafından aday gösterilmedi.

Bir süre Vatandaşın Vergisini Koruma Derneği′nin genel başkanlık görevini üstlendi.

Sadece iki partinin meclise girebildiği 2002 Türkiye genel seçimleri’nde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul milletvekili olarak meclise girdi.

Seçimi 2004 Türkiye yerel seçimleri’nden beri İstanbul Belediye Başkanlığı görevini üstlenen AK Parti adayı Kadir Topbaş %44,7 oy alarak kazandı.

2007 Türkiye genel seçimleri’nde tekrar CHP İstanbul milletvekili olarak meclise girdi.

CHP İstanbul milletvekili ve Grup Başkanvekili olan Kemal Kılıçdaroğlu, 2009 Türkiye yerel seçimleri’ne partisinin İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı olarak katıldı.

Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi grup başkanvekili iken CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın 10 Mayıs 2010 tarihindeki istifasının ardından yaptığı açıklamada parti olağan kurultayında aday olmayacağını belirtse de daha sonra 17 Mayıs 2010 tarihinde CHP Grup Başkanvekilliği’nden istifa ederek kurultayda aday olacağını açıkladı.

22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan 33. Olağan CHP Kurultayı’nda, 1249 delegeden 1200’ünün imzasını alarak ve tek aday olarak girdiği kurultayda geçerli 1189 oyun tamamını alarak CHP’nin 7. genel başkanı oldu.

CHP’nin de desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesinden sonra parti içinde kendisine karşı yöneltilen eleştiriler arttı.

Kılıçdaroğlu bunun üzerine tüzükteki yetkisini kullanarak, olağanüstü kurultay için çağrı yaptı.

5-6 Eylül 2014 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen CHP 18. Olağanüstü Kurultayı’nda, kendisine rakip olan eski grup başkan vekili ve Yalova milletvekili Muharrem İnce’yle yarıştı.

Kılıçdaroğlu 740 oyla tekrar genel başkan seçilirken, İnce 415 oy aldı.

Genel Başkanlığını yaptığı CHP Haziran 2015 Türkiye genel seçimleri için kullandığı seçim kampanyası sloganı ”Anadolu’nun Kemal’i” oldu.

Seçim vaatleri arasında asgari ücretin 1500 TL olması ve emeklilere dini bayramlarda birer maaş ikramiye verilmesi yer aldı.

7 Haziran 2015 tarihinde yapılan seçimde partisi %24.95 oy oranıyla tekrar ikinci sırada kaldı.

“İstifa edecek misiniz?” sorusuna “Oy sonuçlarından memnunum istifa etmeyeceğim” cevabını verdi.

Genel Başkanlığını yaptığı CHP Kasım 2015 Türkiye genel seçimleri için kullandığı seçim kampanyasının sloganı “Milletçe alkışlıyoruz” ve “Önce Türkiye” şeklinde oldu.

Kılıçdaroğlu’nun şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket isterim” şiirini okuduğu reklam filmi televizyon kanallarında yayınlanmaya başlandı.

1 Kasım seçimleri için revize ettiği bildirgesine ekonomik temelli bir dizi yeni vaat ekledi.

CHP bu seçimde %25,32 oy oranıyla yine ikinci sırada kaldı.

Selvi Kılıçdaroğlu ile 1974 yılından beri evli olan Kemal Kılıçdaroğlu, ikisi kız biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır.

Bir yıl Fransa’da görev yapan Kılıçdaroğlu orta düzeyde Fransızca bilmektedir.

Mal bildirimlerini 2003, 2005, 2007, 2009 ve 2010 yıllarında kamuoyuna açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ocak 2010 itibarıyla kendi üzerine iki konut, bir arsa, üç kooperatif hissesi ve toplam 2.733 TL değerinde 8 tablo kayıtlıdır.

ESERLERİ

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayımlanmış üç kitabı ve çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

-Kemal Kılıçdaroğlu, İşsizlik Sigortası Kanunu-Yorum ve Açıklamalar, TÜRMOB, Ocak 1993.
-Kemal Kılıçdaroğlu, 1948 Türkiye İktisat Kongresi, 1. baskı DPT, 2. baskı SPK, Eylül 1997.
-Kemal Kılıçdaroğlu, Kayıtdışı Ekonomi ve Bürokraside Yeniden Yapılanma Gereği, TÜRMOB, Ekim 1997.

Yorumlar

yorumlar

Güncel

Çerçioğlu’nun bir Dikili ağacı bile yok!

Bu haber

yayınlandı

Editör

2009 yılında aradan sıyrılıp yaklaşık 500 oy ile belediye başkanı olan Çerçioğlu’nun şansı hep yüzüne güldü yani kendisine güldü.
Aydın ili o zaman bu zamandır Çerçioğlu’nun boş reklam afişleri ve kendi resimleri ile adeta Aydın halkını baydı.
Vatandaş hizmet beklerken
Vatandaşın bütçesi ile hele hele büyükşehir olduktan sonra yıllık bir katrilyon para dersek 5 yılda 5 katrilyon para adeta havaya uçtu.
Aydın halkına sormak lazım
Çerçioğlu Aydın’a10 yıldır ne kazandırdı?
Efeler’de bir garaj göz ile gözüken
Oda şehrin ilerideki gelişmesine göz önüne alırsak adeta bir ilçe garajı gibi yetersiz, küçük kalacak!
Bir dikili ağacı yok derken vatandaşa sormak lazım Çerçioğlu 10 yıldır Aydın’a ne yaptı?
Gören gözler gösterebilir mi?
Yok,koca bir sıfır.
Ege bölgesinde olan Aydın şehri CHP zihniyetinin elinde oyuncak oldu.
Tıpkı İzmir gibi.
Vatandaşın verdiği paralar ile ot, portakal,patates,koyun, çay daha ismini yazamayacağım pek çok şey Çerçioğlu’nun kendi reklamı için şehrin geleceği için değil kendine fayda için dağıttığı bütçeden Aydın’a fayda gelir mi?
Sosyal belediyecilik bütçenin %10’nu bilemedin %15 ile yapılmasına kimse karşı çıkmaz ama Çerçioğlu verdiği sözler ve projelerin %85’ni gerçeklestirmedi.
Yani Aydın halkına rüya sattı.
Zarar eden büyükşehir şirketleri işin cabası.
Dün ki meclis toplantısında meclis üyelerine %99.9 oybirliği ile bana yardım ettiniz diye plaket veren ve alan meclis üyeleri
Meclis üyesi olarak o plaketleri nasıl aldılar ona da şaşırmamak elde değil.
On yıllardır meclis toplantılarını izlerim ve Çerçioğlu’nun karşısında muhalefet eden tek bir meclis üyesine denk gelmedim.
Aydın halkına rüya satan Çerçioğlu kurnazlığı ile meclis üyelerini de hipnotize etmiş gibi şehrin geleceğine muhalefet etmeyen üyeleri anlamak mümkün değil.
Dikili ağacı olmayan Çerçioğlu’na
Meydandaki ağaçları katletene
Kendi posterinin gözükmesi için basında çıkan haberlere göre ağaç kıyan
10 yıldır şehre artı değer katmaya çerçioğlu bu sefer gidici
Hem de nasıl gidecek biliyormusunuz!
Türkiye’nin en pahalı suyunu satan
Kendi eli ile gidecek.
Siyaseti bir şey yapmasına gerek kalmadan
Vatandaş sandıkta tokadını patlatacak.
Elektrik faturalarını geçen su faturaları Çerçioğlu’nun sonu olacak.

Köşe Yazarı : Bahri KANAT

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Dünya

Nezih Demirkent’i vefatının 16. yılında özlemle anıyoruz

Bu haber

yayınlandı

Editör

11 Şubat 2001 tarihinde aramızdan ayrılan Türk basınının duayeni Nezih Demirkent’i saygı ve özlemle anıyoruz. Ekonomi yayıncılığının öncüsü DÜNYA, kurucusu Demirkent’in ilkeleri doğrultusunda saygın, güvenilir ve bağımsız olarak yayın hayatını sürdürüyor.

Aramızdan ayrılışının 16’ncı yılında andığımız Nezih Demirkent, ekonomiyi İstanbul’dan ibaret sayan anlayışı yıktı. Anadolu iş hayatını gündeme taşıyarak Türkiye ekonomisinin merkeziyle gövdesi arasında köprü kurdu.

Dünya Gazetesi’nin kurucusu, Türk basınının duayen kalemi Nezih Demirkent’i ölümünün 16’ncı yılında saygıyla anıyoruz. 71 yıllık yaşamında büyük başarılara imza atan Demirkent, bağımsızlığa ve özgürlüğe inanmış özgün kişiliğiyle Bab-ı Âli’de önder oldu.

Nezih Demirkent, 1930 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Yüzbaşı Ahmet Nurettin Bey’in Şanlıurfa’ya tayini ile 1 yaşında Anadolu’yla tanıştı. Yüzbaşı Nurettin Bey, 1934’te yürürlüğe giren soyadı kanunu ile Demirkent soyadını aldı. Uzun yıllar sonra Nezih Demirkent, bir sohbet sırasında yakın dostlarından Hasan Yılmaer’e, soyadı öyküsünü şu sözlerle anlatmıştı: “Babamın ve ailesinin kökeni Manisa’nın Demirci ilçesidir. Soyadını alırken, önce ilçenin adı olan Demirci’yi düşünmüş. Sonra da ‘Demirci adının, demir yapan, demir döven’ şeklinde anlaşılabileceğini düşünerek bundan vazgeçmiş. Sonra, Demircili olduğunu çağrıştırsın inancıyla ‘Demirkent’i soyadı olarak almış.”

Hakkari, ardından Nezih Demirkent’in ilkokula başladığı Van derken, Yüzbaşı Nurettin Demirkent’in ‘şark hizmeti’ tamamlanınca aile İzmit’e geldi. Nezih Demirkent de Van’da başladığı ilkokul öğrenimine İzmit’in Akçakoca ilçesindeki okulda devam etti. 1941-1942 öğretim yılında Haydarpaşa Lisesi’nin orta kısmına kayıt oldu. Haydarpaşa Lisesi’nden 1948 yılında mezun olan Nezih Demirkent, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Fakültedeki ilk arkadaşları, onunla gazetecilikte de birlikte olacağı Necmi Tanyolaç, tıp fakültesi öğrencisi Dr. Mücahit Atmanoğlu, Erol Dallı, bir üst sınıftan Hakkı Devrim oldu. Fakülte yılları, lise sıralarında ve Moda Spor Kulübü’nde olduğu gibi yine sporla iç içe geçti. Çeşitli konularda düzenlenen münazaraların değişmeyen isimlerden biri de Nezih Demirkent idi. Demirkent, 1952 yılında Hukuk Fakültesi’ni bitirdiği zaman mesleğini çoktan seçmişti. Artık o, 51 yılını vereceği gazetecilik mesleğinin içindeydi.

Son Saat’te gazeteciliğe başladı
Genç hukuk öğrencisi Nezih Demirkent, fakültenin ikinci sınıfındayken, 10 Kasım 1950’de Son Saat gazetesinde stajyer spor muhabiri olarak gazeteciliğe başladı. Gazetenin başında Cihat Baban vardı. Eski dostlarından Hakkı Devrim, Hasan Pulur da Son Saat’te çalışıyordu. Son Saat’te başarılı çalışmalarıyla dikkati çeken Nezih Demirkent, 1952 yılında Yeni Sabah gazetesi spor servisinde göreve başladı. Spor yazarı olarak çalışıyordu. Demirkent’in yeni görevi yılın transferi olarak konuşuldu uzun süre. İlerleyen yıllarda Yeni Sabah’ın yazı işleri müdürlüğüne kadar yükselecek yoğun çalışma temposu başladı. Demirkent, işi bitmeden evine gitmiyor, servisteki arkadaşlarının da aynı tempo ile çalışmasını sağlıyordu.

Askeri darbeler, ayaklanmalar, muhtıralar birbirini izliyor, gazeteler sık sık kapanıyor ve gazeteciler tutuklanıyordu. Nezih Demirkent, o yılları TV programında anlatırken, “Bizim kuşak üç askeri müdahaleyi yaşadı. Gazetecilik yapmak zordu” demişti.

Safa Kılıçlıoğlu, 1964 yılında Yeni Sabah gazetesini kapattı. Nezih Demirkent, Yeni Sabah kapandıktan kısa süre sonra Türkiye’de ilk ofset baskıyla yayınlanan ve Hürriyet grubuna bağlı Yeni Gazete’de yazı işleri müdürü olarak göreve başladı. 1969 yılında aynı gazetede genel müdür yardımcısı oldu ve 1970 yılında da müessese müdürü olarak Hürriyet’e geçti. Daha sonra aynı gazetenin genel müdürü oldu. 1981 yılında da Hürriyet gazetesinden ayrılarak DÜNYA gazetesini aldı ve bu gazetenin imtiyaz sahibi oldu.

Anadolu’nun sözcülüğünü yaptı
Nezih Demirkent, mesleki örgütlere çok önem veriyordu. Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Burhan Felek’in ölümünden sonra 1982 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) başkanlığına geldi ve 10 yıl süreyle bu görevi yürüttü. Türkiye Gazete Sahipleri Sendikası’nın da bir dönem başkanlığını yaptı. Demirkent, aramızdan ayrılmadan önce de Türkiye Gazete Sahipleri Birliği Başkanlığı ve İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyeliği görevlerini yürütüyordu. Baba ocağı Manisa’daki Celal Bayar Üniversitesi, Nezih Demirkent’e ‘Fahri Doktor’ unvanı vermişti. Yaşamı boyunca spora büyük önem veren Demirkent, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi ve ölümüne kadar da bu görevi yürüttü. TGC Başkanlığı sırasında Gazeteciler Sosyal Hizmetler ve Emeklilik Vakfı’nı yöneten Demirkent, TGC’nin yayın organı Bizim Gazete’nin aylık olarak yayınını başlattı. Ayrıca, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu TGC Hikmet Memduh Kızılağaç Huzurevi ile TGC Basın Müzesi projelerini gerçekleştirdi.

Türk basınının duayen ismi Nezih Demirkent, 11 Şubat 2001 tarihinde noktalanan 71 yıllık başarılı, onurlu hayatında ekonomi gazeteciliğinde DÜNYA ile birlikte bir çığır açtı. Ölümünün 16’ncı yılında andığımız kurucumuz Nezih Demirkent, Türkiye ekonomisini İstanbul’dan ibaret sayan anlayışı yıktı. Anadolu ekonomisini Türkiye gündemine taşıdı. Türkiye ekonomisinin merkeziyle gövdesi arasındaki köprüleri kurdu. DÜNYA, bugün onun ileri görüşünün bir kanıtı olarak saygın, güvenilir, bağımsız bir gazete olarak yayın hayatını sürdürüyor.

‘Mazeret yaratan, bir işi alıp da bitirmeyen insanlardan pek hoşlanmazdı’
3 Şubat 2006’da aramızdan ayrılan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Işın Demirkent, yarım asra yakın evliliklerinin gelecek kuşaklara da mesaj niteliği taşıyan unutulmaz çizgilerini şöyle anlatmıştı: “Bizim için gezmek biraz fanteziydi. Gündüz işyerlerimizde çalışmalarımızı tamamladıktan sonra, akşam da evde çalışırdık. Çalışkan insanları severdi, vurdumduymaz, mazeret yaratan, bir işi alıp da bitirmeyen insanlardan pek hoşlanmazdı.”

DÜNYA.COM

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Güncel

Mustafa Tanyeri: Söke Ovası afet bölgesi ilan edilmeli

Bu haber

yayınlandı

Editör

Geçtiğimiz günlerde yeni seçilen ve göreve başlayan Söke’nin çiçeği burnunda Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, taşkınlar nedeniyle sular altında kalan Söke Ovası’nın afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini söyledi!..

Tanyeri yaptığı açıklamada, Söke Ovası’nda yaklaşık 50 bin dekar arazinin taşkın nedeniyle göle dönüştüğünü ve ova genelinde büyük bir verim kaybının yaşandığını söyledi.

“ÇİFTÇİNİN ZARARI BÜYÜK”

Başkan Tanyeri, “Elimizde şu anda kesin veriler olmamakla birlikte Söke Ovası’nda yaklaşık 100 bin dekar alanda buğdayın yanı sıra, arpa ve fiğ gibi yem bitkisinin ekildiğini tahmin ediyoruz. Bu sezon fazla ekim yapılmasının nedeni münavebeden kaynaklı. Çünkü 2020 yılında münavebe yapılmazsa üretici devlet desteğinden yararlanamayacak. Bundan dolayı üretici buğday ve yem bitkisi ekimi yaptı. Ancak ekili alanlarımız sular altında kaldı.” dedi.

“DENİZE DÖNEN OVA AFETİ YAŞIYOR”

Büyük Menderes Nehri’nden kaynaklanan taşkınlar nedeniyle, Kalçık, Yeniköy, Burunköy, Akçakaya, Pamukçular, Nalbantlar, Avşar ve Yeşilköy Mahallelerinde binlerce dönüm arazinin sular altında kaldığını kaydeden Başkan Tanyeri, “Söke Ziraat Odası olarak önümüzde çözüm bekleyen en acil sorunumuz afeti yaşayan çiftçimize yardımcı olmaktır. Taşkın nedeniyle su altında kalan bölgelerin zaman geçirilmeden afet kapsamına alınması gerekiyor. Su baskınına maruz kalan ekili arazilerimizin kurtulma şansı yok. Bölgemizde sadece taşkın altında kalan alanlar değil, aşırı yağış nedeniyle de diğer ekili alanlarımızda da büyük zararlar var. Özellikle buğdaylarda çok fazla verim kaybı söz konusu. Söke Ovası’nın bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“SÖKE OVASI MÜNAVEBE KAPSAMINDAN ÇIKARILSIN”

Söke Ovası’nda bu yıl ki hububat ve yem bitkisi ekiminin münavebeden kaynaklandığını belirten Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, “Yaklaşık 100 bin dekar arazimizde buğday, arpa ve yem bitkisi ekimi yapıldı. Çok sayıda çiftçimiz gelecek yıl sona erecek 3 yıllık süreye takılmamak için bu yıl ekim yaptı. Ancak ürünü su altında kaldı. Aydın’da münavebe uygulanabilir ama Söke Ovası’nda münavebenin yapılamayacağı son yağışlarla bir kez daha ortaya çıktı. Münavebe uygulamasının Söke Ovası’nın şartları göz önüne alınarak kaldırılmasını istiyoruz” dedi.

(HÜSEYİN IŞIK)

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Güncel

Söke Halkı’ndan Çerçioğlu’na tokat gibi anket!..

Bu haber

yayınlandı

Editör

Söke CHP’den istifa eden partililer hergün artadursun Söke’nin en güvenilir gazetecisi olan TRT İzmir Haber Müdürlüğünden emekli ve sürekli Basın Kartı Sahibi Hüseyin Işık’ın Genel Yayın Yönetmenliğindeki www.sokeolay.net haber sitesinde dün başlayan ankette an itibariyle 5 dakikalık bir periyotta yüzlerce oy kullanılıyor!..

CHP’den istifa eden Süleyman Toyran’ın Demokrat Parti’ye geçmesiyle bu defa halk parti değil kişiden yana oy kullanıyor, Söke Çayı’nın üzerindeki dükkanları yıkarak büyük bir siyasi risk alan Süleyman Toyran’a Sökeliler sahip çıkıyor ve oylarını şu andaki Başkanlarından yana kullanıyor!..

Aynı zamanda çözüm ortağımız da olan www.sokeolay.net haber sitesindeki oylama devam ediyor ve 2 hafta boyunca yayında kaldıktan sonra sonuçlar açıklanacak!..

Darısı Gönüllerin Başkanı sloganıyla seçim kampanyasına devam eden Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan’ın başına diyelim…

Parti ve ideoloji değil bu defa Aydın’ın bazı ilçelerinde galiba insanlık kazanacak!..

An itibariyle durum bu fakat 2 hafta boyunca yayınlanacak olan anketin kesin sonucu ne olur onu bilemeyiz!..

ÜMİT YEŞİLDAĞ

 

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Güncel

Cemil İpekçi’ye Yaşam Boyu Onur ödülü

Bu haber

yayınlandı

Editör

Altın Rehber TV’nin düzenlediği Türkiye Ödülleri 2019 töreni, magazin, siyaset, sanat ve iş dünyasından birçok seçkin kişi ve kurumun katıldığı Ortaköy Princess Hotel’de görkemli bir geceyle düzenlendi.

Moda Tasarımcısı Cemil İpekçi’ye ise Altın Rehber TV tarafından Yaşam Boyu Onur Ödülü layık görüldü!..

Her yıl düzenlenen ve çeşitli kategorilerde ödüller verilen gecede ödülünü alan Cemil İpekçi şunları söyledi: Çok mutlu oldum bu ödüle, çünkü normalde birkaç zamandır birşeyler yapmıyorum, artık emekli değilim ama galiba tükenmişlik sendromu yaşıyorum. Onun içinde böyle arada bir “Yılın En İyi Modacısı” ödülü veriyorlar, o çok tuhafıma gidiyor, artık benim dönemim değil, genç talebelerim var ve çok başarılı tasarımcılarımız var, çok başarılı gençlerimiz var onların hakları. Onur Ödülü çok mutlu etti beni, çok onore etti, çok teşekkür ediyorum…

ÜMİT YEŞİLDAĞ

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

KALENDER ÇİZİYOR

Advertisement

Son Haberler

Anketimize Katılın

Aydınlıların Firma Rehberi

SPOR GÜNDEMİ

Advertisement
Advertisement

Günün Manşetleri

Advertisement
Advertisement

Facebook

Trend Haberler