Connect with us

Genel

Fareler ve insanlar

AHMET GÜDÜCÜOĞLU

Bu haber

yayınlandı

John Steinbeck’in çok bilinen Fareler ve İnsanlar eseri, insanların hayallerinin çeşitliğini anlatan çok güzel bir kitaptır. İnsanın hayal kurmasındaki sevincini, mücadelesini kaleme döker. Hepimiz hayalleri olan varlıklarız.

Bazen gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz halde yorulmadan hayaller kurmaya devam ederiz. Hayalin kelime anlamına baktığımızda da: “Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey.” olarak bir açıklama görürüz. Biz canlı varlıklar, gerçekleşmesini özlediğimiz şeylerin hayalini kurarız. Farelerin hayali peynirdir, insanların hayali ise paradır. Bu hayal edilen şeyler ise her zaman bir düş döngüsünde kalır aslında. Fare peyniri bulunca daha çok peynir ister, insan da parayı bulunca daha çok para ister. Bu eser da aslında tam olarak gayet yerinde bir Amerikan rüyası eleştirisidir. Ne fareler peynire ulaşabiliyor, ne de insanlar arzuladıkları paraya ulaşabiliyor.

Kitapta fiziksel ve zihinsel özellikleriyle birbirine tam olarak zıt olan iki kişinin yaşamı söz konusudur. Bunlardan George adında olan mantığı, zekâyı, zihinsel gücü, parayı, totaliterliği ve salt maddiyatı temsil ediyorken, Lennie adında olan karakter ise duygusallığı, fiziksel gücü, sevgiyi, boyun eğmeyi ve salt maneviyatı temsil etmekte. Fiziksel olarak da George zayıf olan taraf, Lennie ise şişman olan taraftır.

1763 yılında James Watt tarafından bulunan buharlı makinenin icadı Sanayi Devrimi’nin başlangıcı kabul edilir. Aslında bu gerçekleşen sanayi devrim sayesinde bizden yaklaşık üç yüz yıl önce yaşayan insanların hayallerini şu an gerçekleşmiş olarak yaşıyoruz diyebiliriz. John Steinbeck’in de Fareler ve İnsanlar kitabıyla bize George ve Lennie karakterleri üzerinden bir metaforla tam da bu konuyla ilgili bir mesaj vermeye çalıştığını düşünüyorum.

Sanayi Devrimi’nden önce Lennie’nin karakter özellikleri olan fiziksel güç dünyayı yöneten güçtü. Fakat Sanayi Devrimi’nin başlamasıyla birlikte artık fiziksel güç yerini George’un özelliği olan zekâya ve zihinsel güce bıraktı. Para her şeyin yerini aldı.Aşırı hızlı bir üretim ve dolayısı ile aşırı hızlı bir tüketim süreci başladı. Kısaca zekânın fiziksel güçten daha etkili olduğu ve onun yerini hemen alması gerektiği geç de olsa anlaşılmış oldu. Eseri okurken çok önemli bir nokta dikkatimi çekti. Bir insanın kurduğu hayal bile küçük olabilir mi? Sonra düşündüm de olabilir.

Neden mi? O insan hep küçük görülmüşse, ezilen bir topluluğa aitse, artık içinde bulunduğu durumu kabullenmiş ve tüm benliğine sindirmişse, hayalinde bile bundan kurtulamaz. Daha iyi olmayı düşünmez, yine kendisinin öyle olduğu bir hayal kurar. Çünkü bilir ki daha iyisi onun için imkansızdır artık. Bu öyle bir imkansızlık ki hayalinde düşlemek bile mümkün değildir sanki. Yine de küçük de olsa bir hayaldir ve bir umuttur onun için. Bense o hayalde çaresizce bir kabulleniş gördüğüm için umudun içindeki umutsuzluğu sezdim, bu çok üzücüydü bence. Benim canımı en çok acıtan durum ne biliyor musunuz? Kendini diğerinden üstün gören kişinin onu aşağılaması değil.

Aşağılanan kişinin onun haklı olduğunu düşünüp, kendini bir aşağılık olarak görmesi. Diğerine kendini bir başkasından üstün görmeye hakkı olmadığını anlatabilmesi gerekirken, çaresizliğinin esiri olmuş ve kendini diğerinden daha aşağıda gören bir insana ne diyebiliriz ki? 1902 tarihinde doğmuş olan Steinbeck’in, Sanayi Devrimi’nin sonuçlarıyla beraber büyüdüğü bir çağda, güncel siyasi ve ekonomik olayları bu iki karakter üzerinden kısacık ve oldukça yalın bir dille yazdığı bu kitapla çok başarılı bir şekilde anlatmış.

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku
Yorum yapmak için tıkla

Habere Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Tarkan’dan Yeni Klip ‘Kedi Gibi’

Bu haber

yayınlandı

Editör

Megastar Tarkan’ın geçen yıl yayımlanan “10” albümünde yer alan “Kedi Gibi” şarkısının video klibi, müzikseverlerle buluştu.

Sözleri ve müziği Tarkan’a, düzenlemesi ise Ozan Çolakoğlu’na ait olan “Kedi Gibi” şarkısına çekilen video klibin yönetmenliğini İrfan Yıldırım, görüntü yönetmenliğini Murat Tuncel, yapımcılığını ise “2012” yapım şirketi üstlendi. Klipte Tarkan’ın kostüm danışmanlığını Kaner Kıvanç üstlenirken; 20 kişilik bir cast grubu Megastar’a eşlik etti.

Çekimleri Galata ve Karaköy’deki çeşitli mekanlarda iki günde tamamlanan klip, 14 gün boyunca yalnızca TV kanallarında ve dijital platformlarda sadece fizy’de izlenebilecek.

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

Ben Bile Gitmişken!..

EBRU GÖNER

Bu haber

yayınlandı

Editör

Eski insanlar birbirine ilaçtı; Günümüz insanı ise, devasız bir dert!.. Eski insan çocuklarıyız bir çoğumuz!..

Varlığı da yokluğu da biliriz, cefayı sonuna kadar çeker, vefayı fazlasıyla öderiz. Zor da olsa nasipte varsa açılır yolar diye düşünürüz.Gerçektir ki; Gönül aynan saf olmadıkça, çirkini güzelden ayıramazsınız.Herşeyi de bilmenize gerek yoktur aslında…

Haddinizi bilin yeter!..

Eskiden vefa vardı.Vefa nedir kelimesini bilmezdik. Hatırlayıp, arayıp sormak, gönül almak vardı…

Bir de gönülden sevmek? Allah kimseyi gözleri yolda bırakacak kadar yalnız bırakasın…

Definler yıkık yerlerde saklanır. Sırlar zehir gibidir, tükürülmeleri gerekir…

İnsanlar size, kendilerini anlattıkları gibi değil, size yaşattıkları gibi tanıtırlar. Kimini erken kimini geç öğrenirsiniz…

Oysa, tebessüm kana en hızlı bulaşan ilaçtır.Mayasında sevgi olmayan, sevildikçe kibirlenir…

Kimse göründüğü kadar iyi değil, anlatıldığı kadar da kötü değildir.Yangındır asıl olan, dumanın nereden tüttüğü değil..

Çünkü acıların ağırlığı kıyaslanamaz.Herkes kendi taşıdığı yükü bilirmiş.Kimi konuşur kimi susar…

İşte…
bazen yazmak konuşmaktan daha çok rahatlatıyor insanı bencilim gibi:)

Ve bir fotoğraf karesinde kalır, umursamazca o gülüşlerimiz…

Büyüyünce geçer dedikleri şey mutlulukmuş galiba…

Olmayacak insanlara güvenip o kadar incilmişiz ki, doğru dürüst insanlara fırsat veremez olmuşuz.

Boşa kürek çektiğini düşÜnüyorsa ineceksin o kayıktan dostum!

Belki yüzmeyi bilmiyorsun, ya da derinliklerden korkuyorsun? Ama bil ki hala yalnızsan, allah seni birilerinden koruyordur.

Çünkü dün ile bugünün arasında kavga çıkarsa bil ki yarın kaybeder.

Hayat öyle bir noktaya getirir ki insanı; Eskiden ”hiç bitmesin” dediğin günlere, ”Keşke hiç yaşamasaydım ” dersin…

Eskiden insanlar sevilirdi, eşyalar ise kullanılırdı.

Gün geldi… Eşyalar sevildi, insanlar kullanılır oldu.!! İyi insan lafın üstüne gelir” dermiş eski insanlar…

Adını andığımızda ha  len gelmiyorsa, iyi bir insan değildir.Artık eskileri değil yenileri arasada kalbimiz, gidenler gelenleri aratıyor oldu gözlerimize.

Aşk dostluğa sormuş; “Ben varken sen ne işe yararsın?”
Dostluk cevap vermiş; “Sen yokken ben senin akıttığın gözyaşını silerim!”
Akıl veren çok olur unutmayın, zora gelince herkes yok olur.Kaf dağı kadar büyük olsanda, kefene girecek kadar küçüksün unutma!..

Bir ilişkide ne kadar kendin olabiliyorsan, o kadar mutlusundur demek.

Geçmişi hatırlamayanlar malesef ki onu bir kere daha yaşamak zorunda kalacaktır!..

Günler aynı oldukça tarihler hiç samimi olmayacaktır.

Adı üstünde ” eski”…

YENİYE HOŞGELDİNİZ;

Kalabalıkta düşen iğnenin kime batacağı belli olmayan bir dünya;

Bana çocukluğumu geri getirsinler, ben hiç büyümek istemedim ki zaten!..

YAZAR: EBRU GÖNER

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

2×2= 5 eder!..

EBRU GÖNER

Bu haber

yayınlandı

Editör

Öyle horozlar vardır ki;  öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar. Evet ukalayım; ukalalık çok güzel birşey! Ayrıca ukalalık bir yeniliktir…
Kulaklarınızın etrafında vızıldayıp duran bir sinek bulunduğunda,  insanın muhakemesinin altüst olduğunu görürseniz, şaşırmayın. Bu,  çok sağlam bir muhakemesi olmadığını anlatmak için herhalde yeterlidir. İnsanın  ilahlık taslaması ne saçma! İnsan en gülünç kahraman oysa…
Zayıf insanın güçlü olma  takliğidir  küstahlık! Bilginin olmadığı yerde cehalet ve küstahlık vardır. İlim cesaret verir,  cesaret ise küstahlıktır.
Kendi çıkarın için niye beni öldürüyorsun şimdi?
Ben silahsız biriyim!
Sen ırmağın diğer tarafında yaşayan biri değil misin?
Dostum, sen benim gibi bu tarafta oturuyor olsaydın, seni öldürmem bir cinayet sayılacak ve bende cani olacaktım. Ama madem ki öbür tarafta oturuyorsun, seni öldürdüğüm için kahraman olacağım ve doğrusunu yaptığım söylenecek.
Beni en ziyade şaşırtan, insanların kendi zayıflıklarına şaşırmadıklarını görmektir.
Cehalet ne güzel lan!
Herşeyi biliyorsun…
Gerektiğinde sivri konuşacaksın;  Zira, geniş kötülükler için keskin balta lazım! Sözcüklere bu albeniyi veren karakterim için teşekkür edecek değilim. Nezaketinizi de anlıyorum; bana kendimi anımsatıyor. Belki de bu yüzden size  katlanabiliyorum.  Zavallı bir kulunuz olarak size kendinizi hatırlatmam ancak bir mum ışığının güneşin doğuşunu anımsatması kadar olabilir. Aramızdaki şey katlanmak değil, olsa olsa varlığınızla beni lütuflandırmak olabilir. Yine de söylediklerinizde beni rahatsız eden birşey var. Sizinle bu kadar bir arada anılmak canımı sıkıyor. Mum, güneşin minik bir yansıması olabilir. Ancak; haklısınız!
Size hak verirken bile  öyle zorlanıyorum ki, korkarım sadece güneşten bahsedilmesini istemek durumundayım.
Evet; bugün nasılsınız? Işığınızla boğuyor musunuz diğer fanileri?
Rahat uyudunuzmu mesela?
İnsanların hadsizliklerini de alıştırıyormuş zamana… Bu küçük kendini, bilmezler de olmasa yaşlandığımı anlayamazdım belki de…
Zira, zamanı fark edebildiğim anlarda ölçmek gibi küçük zevklerin de sahibiyim. Uyku sizi rahatlattığından olsa gerek, bırakmak bilmiyor peşimizi. Gözlerimi kapayarak yoksun bıraktığım güzellikler zorlamasa hiç uyanacağım yoktu aslında… Işığımla boğduklarımın hayat öpücüğü taleplerine ise, gülüp geçiyorum şimdi. Siz ışığınızla boğulup hayat öpücüğü isteme cürretini gösterecek kadar aklını kaybetmişler… Haddini bilmezler!..
Güzelliğiniz mi daha engin,  yoksa merhametiniz mi?
Bazen gerçekten karar veremiyorum?
-Güzelliğim!
Ukalalığın iki dikiş fazlası?
Dört dikiş te olabilir ölçmedim.
2 x 2 = 5 eder!..
”4 diye İddiam yok ki! Bir fazlası yaratıcılığın olsa gerek,  matematiği dahi bozuyor fazlalığın…
Yaa … “O da bir şey mi?”  ile başlayan hikayeleri anlatan arkadaşlarını düşün ve ağızının ortasına vur!
Küstahlık sevgisizlikten gelir;  Özgüven ise kendini sevmekten! Küstah insan kendi yetersizlikleriyle başedemeyen ve bunların üstünü örtmek için küstahlığı kullanan insandır. Yetersizsin işte!.. Neyin havasını yapıyorsun bize? Ama yok, ancak dışarıdan atıp tutacak kadar canı vardır mendeburun!
Bazı  insanların  düşmanlığı dostluklarından daha yararlı  olurmuş. Ne ibrettir kızarmak bilmeyen hoş yüzüne…
Bırak kardeşim tahsili;  sen önce git, edep haya öğren!..
Yazar:  EBRU GÖNER

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

Güçlü olduğum için gülüyorum:)))

EBRU GÖNER

Bu haber

yayınlandı

Editör

Affettiğimden değil, boşverdiğimden üzerinde durmuyorum ve mutlu olduğum için değil, güçlü olduğum için gülüyorum!..

Verdiğini hatırlayıp, aldıklarını unutanlar daima boşverdiklerimizdir. Belki de hayat yanlış anlayınca güzeldi…

Kızamadık, kıyamadık, alttan aldık, çok değer verdik , ne dediyse yaptık yani üzemedik.Anladık ki ; Haddinden fazla kıymet veren gereğinden fazla ısrar ettiğin herkes, seni buna pişman edecektir.

Güzel olan herşeyin bittiğini görüyorum. Lütfen çirkin olalım biz!

Önce büyük düşünüyorsun, bir de bakmışsınki artık küçük yaşıyorsun.

Artık tanıdığın gibi değilse, bundan sonra tanımamış gibi yapma vakti gelmiştir. Çok şey beklememek lazım hayattan; hayaller ağır ve insanlar nankördür çünkü!

Dokunulmasa da görülmese de kalpte yer verilir, bazısına nedensiz…

Acıklı başta akıl olmaz derler;
Hayat o kadar kısa ki…

Lakin biz samimi siyahları severiz; samimiyetsiz gök kuşaklarını değil! Bir kalbiniz var onu hatırlayın.Sen uzattığın ele mi dargınsın? Yoksa onu tutamayacak birine uzattığın için kendine mi kızgınsın? Ağlayanı güldürmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerlidir. Sanatlı bir eser, sanatkarı temsil eder.Noktadan sonra bitmeyen yazılar, “geçti artık” dedikten sonra geçmeyen acılar var.

Her insan mezarlığını içinde taşır; kimi geçmişini gömer, kimi ise geleceğini…

Bize yeni düşmanlar lazım artk, eskileri hayranımız oldu. Yeni yeni anlıyoruz belki yorulduğumuzu; öyle eskisi kadar hevesli değilsek te hiçbir şeye, koşturmalar yıkılmalar haydi bir dahadır maskeleri düşürmeye der. Hayatın kuarallarını değiştirecek kadar güçlü olmasakta, kurallara boyun eğmeyecek kadar güçlüyüzdür.

İnsanın en büyük dostu zorluklarıdır.

Çünkü insanı karşılaştığı zorluklar güçlendirir. Kötülüğün içine kolayca girilir, ama güçlükle çıkılır.

En güçlü iki savaşçıdır, sabır ve zaman! Şimdi diliyorum, eğer insanlara zarar verirsem özür dileme gücü ver bana tanrım;

Ve eğer insanlar bana zarar verirse affetme ve merhamet gücü ver bana tanrım! İnsanların en asilidir intikama gücü yeterken bağışlayanı..

Görünen o ki; Dünyadaki en güçlü insan en yalnız duran ‘’o’’ kişidir.Güçlü kalplere ise ödül, yalnızlıktır!

Güçlüyüm;

Çünkü zayıflıklarımın farkındayım,; Akıllıyım, çünkü aptallıklarımı biliyorum;
Mutluyum, çünkü mutsuzluklardan çok şey öğrendim ben!
Ve, ben hatalarımla güçlüyüm..

YAZAR: EBRU GÖNER

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

İsabeyli’de halk konseri düzenlendi

Bu haber

yayınlandı

Editör

Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşları müzikle buluşturduğu halk konserleri devam ediyor. Dün akşam Nazilli’nin İsabeyli Mahallesi’nde düzenlenen konserde Nazillili vatandaşlar müziğe doydu.

Aydın Büyükşehir Belediyesi Konservatuvar Orkestrası’yla birlikte sevilen sanatçı Efe Dumancı’nın sahneye çıktığı geceye yediden yetmişe yüzlerce vatandaş katıldı.

Nazillili vatandaşlar müzik dolu gece için Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür ederken konserde şarkı söyleyip dans ettiler.

Halk konserleri yıl boyunca Aydın’ın bütün ilçelerinde devam edecek. Bir sonraki konser ise perşembe günü Kuşadası Davutlar’da düzenlenecek.

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

KALENDER ÇİZİYOR

Advertisement

Son Haberler

Anketimize Katılın

Aydınlıların Firma Rehberi

SPOR GÜNDEMİ

Advertisement

Hava Durumu

booked.net

Döviz Kurları

Advertisement

Şans Oyunları Sonuçları

Faydalı Linkler

Günün Manşetleri

Advertisement

PUAN DURUMU

Advertisement

Facebook

Trend Haberler