Connect with us

Genel

“Aydın’a 40 yılda yapılamayanı, 4 yılda yaptık”

Bu haber

yayınlandı

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Bozdoğan’a yakışan bir tesis inşa etmek için yapılan Bozdoğan Hizmet Binası ve Çok Amaçlı Salonları, düzenlenen törenle Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından açıldı. Açılış, yağan yağmura rağmen tören alanını dolduran binlerce vatandaşın al bayraklarla katılımıyla şenlik havasında gerçekleştirildi.

Açılış törenine CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız, CHP Aydın İl Başkanı Ali Çankır başta olmak üzere belediye başkanları, büyükşehir belediyesi meclis üyeleri, çok sayıda sivil toplum örgütünün temsilcileri ve mahalle muhtarları katıldı.

Açılış töreninde “Çağdaş, demokratik, laik, Türkiye’nin aydınlık yüzünü temsil eden çok değerli Bozdoğanlılar hepinizi saygıyla selamlıyorum” diyerek Bozdoğanlıları selamlayan başkan Çerçioğlu “Sizler böyle çalışkan bir belediye başkanınız olduğu için çok şanslısınız. Sizlere yeni bir hizmet binası için söz vermiştik. Sizlere daha iyi, hızlı ve kaliteli hizmet vermek için inşa ettiğimiz hizmet binası Bozdoğan’a hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu.

‘1.400 kilometre daha yol yapılacak’

Aydın genelinde büyükşehir belediyesinin 1.800 kilometre yol yaptığını söyleyen başkan Çerçioğlu, 1.400 kilometre daha yol yapacaklarını söyledi. Bozdoğan’a 170 kilometre yol yapıldığını belirten başkan Çerçioğlu, 1 yıl içinde de 145 kilometre daha yol yapılacağının müjdesini verdi.

‘Aydın’da 58 köyün suyu yoktu’

“Eğer bir yere geliyorsak mutlaka ya temel atmaya geliriz ya da açılış yapmaya” diyen Çerçioğlu, büyükşehir belediyesi olmadan önce Bozdoğan’da 13 köyde suyun olmadığını, haftada bir gün su verildiğini söyledi. Çerçioğlu “Bozdoğan’da suyu olmayan 13 köyümüze su getirdik. Çeşmelerinden 24 saat su akıyor. Daha da acısı bizden önce Aydın’da 58 köyün suyu yoktu. Şu anda o köylerimizde de sularımız 24 saat akıyor. Yani büyük hizmetler yaptık, yapmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

Aydın’a 1 milyar 160 milyon lira yatırım yapıldı

Aydın’a büyükşehir belediyesinin 610 milyon lira, ASKİ’nin 550 milyon lira, toplam 1 milyar 160 milyon lira yatırım yapıldığını söyleyen başkan Çerçioğlu “Aydın’a 40 yılda yapılamayan hizmetleri biz 4 yılda yaptık. Sizler bizi desteklediğiniz sürece yapmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

 

Yorumlar

yorumlar

Genel

Fareler ve insanlar

AHMET GÜDÜCÜOĞLU

Bu haber

yayınlandı

John Steinbeck’in çok bilinen Fareler ve İnsanlar eseri, insanların hayallerinin çeşitliğini anlatan çok güzel bir kitaptır. İnsanın hayal kurmasındaki sevincini, mücadelesini kaleme döker. Hepimiz hayalleri olan varlıklarız.

Bazen gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz halde yorulmadan hayaller kurmaya devam ederiz. Hayalin kelime anlamına baktığımızda da: “Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey.” olarak bir açıklama görürüz. Biz canlı varlıklar, gerçekleşmesini özlediğimiz şeylerin hayalini kurarız. Farelerin hayali peynirdir, insanların hayali ise paradır. Bu hayal edilen şeyler ise her zaman bir düş döngüsünde kalır aslında. Fare peyniri bulunca daha çok peynir ister, insan da parayı bulunca daha çok para ister. Bu eser da aslında tam olarak gayet yerinde bir Amerikan rüyası eleştirisidir. Ne fareler peynire ulaşabiliyor, ne de insanlar arzuladıkları paraya ulaşabiliyor.

Kitapta fiziksel ve zihinsel özellikleriyle birbirine tam olarak zıt olan iki kişinin yaşamı söz konusudur. Bunlardan George adında olan mantığı, zekâyı, zihinsel gücü, parayı, totaliterliği ve salt maddiyatı temsil ediyorken, Lennie adında olan karakter ise duygusallığı, fiziksel gücü, sevgiyi, boyun eğmeyi ve salt maneviyatı temsil etmekte. Fiziksel olarak da George zayıf olan taraf, Lennie ise şişman olan taraftır.

1763 yılında James Watt tarafından bulunan buharlı makinenin icadı Sanayi Devrimi’nin başlangıcı kabul edilir. Aslında bu gerçekleşen sanayi devrim sayesinde bizden yaklaşık üç yüz yıl önce yaşayan insanların hayallerini şu an gerçekleşmiş olarak yaşıyoruz diyebiliriz. John Steinbeck’in de Fareler ve İnsanlar kitabıyla bize George ve Lennie karakterleri üzerinden bir metaforla tam da bu konuyla ilgili bir mesaj vermeye çalıştığını düşünüyorum.

Sanayi Devrimi’nden önce Lennie’nin karakter özellikleri olan fiziksel güç dünyayı yöneten güçtü. Fakat Sanayi Devrimi’nin başlamasıyla birlikte artık fiziksel güç yerini George’un özelliği olan zekâya ve zihinsel güce bıraktı. Para her şeyin yerini aldı.Aşırı hızlı bir üretim ve dolayısı ile aşırı hızlı bir tüketim süreci başladı. Kısaca zekânın fiziksel güçten daha etkili olduğu ve onun yerini hemen alması gerektiği geç de olsa anlaşılmış oldu. Eseri okurken çok önemli bir nokta dikkatimi çekti. Bir insanın kurduğu hayal bile küçük olabilir mi? Sonra düşündüm de olabilir.

Neden mi? O insan hep küçük görülmüşse, ezilen bir topluluğa aitse, artık içinde bulunduğu durumu kabullenmiş ve tüm benliğine sindirmişse, hayalinde bile bundan kurtulamaz. Daha iyi olmayı düşünmez, yine kendisinin öyle olduğu bir hayal kurar. Çünkü bilir ki daha iyisi onun için imkansızdır artık. Bu öyle bir imkansızlık ki hayalinde düşlemek bile mümkün değildir sanki. Yine de küçük de olsa bir hayaldir ve bir umuttur onun için. Bense o hayalde çaresizce bir kabulleniş gördüğüm için umudun içindeki umutsuzluğu sezdim, bu çok üzücüydü bence. Benim canımı en çok acıtan durum ne biliyor musunuz? Kendini diğerinden üstün gören kişinin onu aşağılaması değil.

Aşağılanan kişinin onun haklı olduğunu düşünüp, kendini bir aşağılık olarak görmesi. Diğerine kendini bir başkasından üstün görmeye hakkı olmadığını anlatabilmesi gerekirken, çaresizliğinin esiri olmuş ve kendini diğerinden daha aşağıda gören bir insana ne diyebiliriz ki? 1902 tarihinde doğmuş olan Steinbeck’in, Sanayi Devrimi’nin sonuçlarıyla beraber büyüdüğü bir çağda, güncel siyasi ve ekonomik olayları bu iki karakter üzerinden kısacık ve oldukça yalın bir dille yazdığı bu kitapla çok başarılı bir şekilde anlatmış.

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

Aynur!..

ÜMİT YEŞİLDAĞ

Bu haber

yayınlandı

Bu bir “Aşk” yazısıdır!..

Fakat ben yaşadığım aşkları yazmayacağım, bunları yazarsam belki bundan sonra yaşayacağım aşka veya aşklara ayıp olur…

Aşklar yaşayacak halimiz de pek kalmadı ama neyse

Şık olmaz yani…

Çünkü zaten gerçek bir aşk filan yaşamadım ki!..

Bazı zevzekler kahve köşelerinde bile anlatır özellerini!..

Sadece masumane çocukluk aşklarımdan söz edeceğim birazcık!..

Hayatı boyunca 3 evlilik geçiren bir adam olarak sadece bir evliliğimi aşk üzerine kurdum ve tümünde eşlerimin ailelerinin devreye girmesiyle boşanmak zorunda kaldım…

Bir evliliğimi ise bilerek ben bitirdim, kendim istemedim!..

Gerçek aşklarımı ise Eyüpsultan’da bıraktım!..

Doğduğum demiyeyim ama 4-5 yaşımdan itibaren çocukluğumun geçtiği ve 35 yaşında terk ettiğim ve şimdilerde dini sembol haline getirilen ama benim çocukluğumda hiç de öyle olmayan, semt sakinlerinin ve semtin herşeyi yaşadığı, insanların birbirini sevdiği saydığı Eyüp semti şimdi ise Eyüpsultan olarak değişti..

Bu saatten sonra da aşık olunur mu?

Olunur hem de bal gibi olunur!..

Bulabilirseniz aşık olabileceğiniz birisini, elbette olunur!..

Çocukluk aşklarım vardı benim, platonik, şimdilerde ise bana komik geliyor ama, çocukluğumda aşık olduğum 2 kız vardı Eyüpsultan’da!..

Tabii çocukluk aşkı işte…

Her gördüğüm karşı cinse aşık olur, sabahtan akşama onları düşünürdüm, ama 2 tanesini asla unutamam, demek ki çok takmışım kafaya!..

Ne tesadüfdür ki ikisinin ismi de: Aynur’du!…

Aynur!..

Biri sarışın, diğeri esmer çok güzel kızlardı, belki de güzelliklerine vuruldum!..

Biri çok sert, diğeri ise çok yumuşak ve sevecendi, hep benden bir hamle bekledi ama o dönemlerde ne hamlesi, kızların elini tutmaya, iki kelime etmeye utanırdık!..

Ben 14-15, onlar da aşağı yukarı aynı yaşlardaydık!..

Bir gün esmer Aynur’un peşine takıldım Rami yokuşunda!..

Aynur okula gidiyordu, okulu Rami’de benim okulum ise Eyüp’teydi!..

Evimiz ise tam da Rami ile Eyüp arasındaki yokuşun orta yerinde bulunuyordu!..

Bayağı takip ettikten sonra “Oğlum niye takip edip duruyon, kıza sokulup birşey söylesene” dedi bana birisi içimden!..

Öyle yaptım Aynur’a sokuldum ve dedim ki: Aynur merhaba; seninle arkadaş olmak istiyorum, dedim!..

Esmer Aynur elindeki çantayı kafama bir patlattı!..

“Defol git!.. Ne arkadaşı, bir daha peşime takılırsan seni fena yaparım” filan diye söylendi!..

Ya işte böyle sayın okuyucular, Esmer Aynur hiç yüz vermedi ve dayağı da yedik!..

Ama aşıktım; vazgeçmeyecek ne yapıp-edecek Aynur’u ayarlayacaktım!..

Bir süre sonra; bizim iki bina yanımızda oturan Esmer Aynur oradan taşındı!..

Birkaç kilometre üst tarafta bir ev tutmuşlar, oturdukları evden daha güzel, daha lüks bir ev!..

Aynur’u görememeye başladım!..

Sonra biz de taşındık oradan; daha güzel bir eve çıktık; yokuştan Eyüp’ün merkezine doğru indik!..

Orada Başka bir kız gördüm; o da Aynur, o da komşu kızı!..

Esmer Aynur’u anında unuttum!..

Ne kadar da maymun iştahlıymışım değil mi?

O yüzden Eyüp semtini, ailemle geçirdiğim ve memleketin fakirce ama mutlu, huzur dolu yıllarını hiç unutamam!..

Bir de Hürriyet Gazetesi’nde geçen 17 yılımı ve arkadaşlığı!..

 

Sözün Gözü: Çocukluk aşklarımdan biriyle evlenseydim; şimdi o evlilik hâlâ devam ediyor olabilirdi!..
Sözün Özü: Hala çocuksanız aşık olduğunuz kızın peşini bırakmayın!..

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

Büyükşehir’in yaz konserleri devam ediyor

Bu haber

yayınlandı

Editör

Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin yaz konserleri devam ediyor. Ağustos ve eylül aylarında 10 farklı noktada ücretsiz olarak düzenlenecek konserlerde vatandaşlar keyifli saatler yaşayacak. Yediden yetmişe bütün vatandaşlara hitap eden konserler yıl boyunca Aydın genelinde farklı yerlerde de düzenlenecek.

Aydın Büyükşehir Belediyesi Orkestrası eşliğinde gerçekleştirilecek konserler 14 Ağustos Salı günü Didim Akbük Tören Alanı’nda başlayacak. Ardından 16 Ağustos Perşembe günü Söke Güllübahçe Park Düğün Salonu önünde, 27 Ağustos Pazartesi günü Çine Akçaova’da ve 31 Ağustos Cuma günü Kuşadası Güzelçamlı’da gerçekleştirilecek.

Eylül ayı boyunca da devam edecek olan konserler 3 Eylül Pazartesi günü Nazilli İsabeyli’de , 6 Eylül Perşembe günü Kuşadası Davutlar’da, 10 Eylül Pazartesi günü Germencik Ortaklar’da, 13 Eylül Perşembe günü Koçarlı Bıyıklı’da, 17 Eylül Pazartesi günü Efeler Umurlu’da ve 20 Eylül Perşembe günü Didim Akyeniköy’de Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenecek.

Yaz aylarının neşesini vatandaşlarımızla paylaşmak için yaz konserleri düzenlediklerini söyleyen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tüm vatandaşları Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği konserlere davet etti.

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

Ben sadece olduğum kadarım!..

YEŞİM AKINCI

Bu haber

yayınlandı

Editör

Yüzüme “abla” deyip, ardımdan cinsel fanteziler kuran erkeklerin namus kriterlerine göre namussuz olabilirim; ama saatlerce gitar çalıp, bir çay parası bile kazanamayan bir sokak müzisyenine sokulup, “oynak bir şeyler çalsana” demiş ve o çalarken gönlünce dans edip, sonra para kutusunu seyircilere uzatarak, o müzik emekçisinin birkaç gün geçinebileceği kadar para toplamış ve müzisyene gülümseyerek “hoşçakal can” deyip basıp gitmiş bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!

Üzgünüm bayım; ne evlenilecek bir kadınım, ne de eğlenilecek bir kadın! Beraber çay demleyip, beraber dertleşebiliyorsak, beraber dere tepe gezip, beraber bir sokak kedisini sevebiliyorsak, beraberce geçirdiğimiz zaman dilimlerine, bir başımıza, özgürce geçirebileceğimiz zaman dilimleri ekleyebiliyorsak, ben buna bölüşmek diyorum. Ben bölüşülecek bir kadınım bayım ve bu durumun sana uyması yetmez; senin de bölüşülecek bir adam olduğunu duyumsamam gerekir.Bölüşebilen bir kadın olarakAltslu olduğumu düşünüyorum bayım!

Hiçbir evin ve hiçbir erkeğin kadını değilim; namusun bakirelikte, giyim kuşamda ve ağırbaşlılıkta aranması bana saçma sapan geliyor. An gelir, bir kabalıkla karşılaşınca ağzımı bozabilirim; an gelir, şarkılar söyleyerek kendimi yollara vurabilirim ve an gelir, belediye otobüsünde iki bacağını iki yana atmış bir erkek cinsiyetinin çükünden taraf değil de, yüzünden taraf bakıp, kendisine “namussuz” diyebilirim! Namussuzluk sömürüdür bayım; metalaştırma, yaftalama ve hor görmektir. Ağaçlarla insanları, kuşlarla çocukları can belliyorum ben; can sırrına eren bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!

Alışveriş gibi bir takıntım yok; yemek tarifleri, kozmetik ya da çoğu kadının ilgi duyabileceği trendlerle de işim olmaz. Neşemi, kederimi ve canımın acısını belli etmek, beni kadınların gözünde namussuz yapsa da, o kadınların uzak durduğu hamallarla, kağıt toplayıcısı genceciklerle ve evsiz barksız çocuklarla tost yemenin ve dertleşmenin huzurunu nasıl anlatsam bilmiyorum size; huzurun ne olduğunun farkında bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!

Ben aşka inanıyorum bayım, sevişmeye değil. Aşk da çok daha engin bir güzellik benim için. Mesela gökyüzüyle aramda bir şey var; çiçeklerime ve betonların arasından serpilivermiş bir tutam yeşilliğe kanım kaynayıveriyor ve anlıyorum ki aşığım. Aşkı içselleştirmiş bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!

Bana dayatılmış bütün rolleri reddediyorum. Annelik bir zorunluluk değil benim için; ama annesi olmadan hiçbir çocuğun, bağrıma basabilirim bütün çocukları. Kendimi ve açları doyuracak kadar yemek yapabilirim; ama elimden geldiğince çekiç, tornavida ve pense de kullanabilirim. Hiçbir erkeğe hesabı yıkmışlığım yoktur ve hiç kimseye ihtiyaç duymadan tek başıma bir bara gidip iki bira içebilirim. Kendine yeten bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!

Sana alternatif namus tarifleri verdim bayım; benim namus anlayışım da böyle işte! Toplumun diktiği duvarları aşmak gibi bir derdim yok. Gökyüzünün, bahar bahçelerin ve evrenin sonsuzluğunun bana nasıl iyi geldiğini bilen bir kadın olarak namuslu olduğumu düşünüyorum bayım!

İşte bu yüzden ben herkesin veya her kadının özel olmaya çalıştığı bu çirkin dünyada sadece, olduğu kadar olan bir kadınım!..

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

Muğdat Çelik Galatasaray’da

Bu haber

yayınlandı

Editör

Galatasaray Sportif A.Ş. Muğdat Çelik ile anlaşmaya varıldığını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP)’a bildirdi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Profesyonel futbolcu Muğdat Çelik ile 2018-2019 sezonu için transferi konusunda aşağıdaki şartlarda anlaşmaya varılmıştır.

Buna göre futbolcuya 2018-2019 futbol sezonu için net 2.000.000 TL sabit transfer ücreti ödenecektir. Ayrıca futbolcunun forma giydiği TFF Süper Lig ve UEFA müsabakalarında takımın alacağı her bir puan için net 8.000 TL, Türkiye Kupası müsabakaları için ise net 4.000 TL prim ödenecektir. Şirketimiz bu dönem içerisinde futbolcuya ayrıca imza parası olarak net 500.000 TL ödeyecektir.

Buna ek olarak;
2018-2019 Sezonunda futbolcu 20 TFF Süper Lig ve UEFA müsabakalarında ilk 11’de oyuna başlar ise sözleşme bir sezon için kendiliğinden uzayacaktır. Bu durumda futbolcuya 2019-2020 sezonu için net 2.000.000 TL sabit transfer ücreti ödenecektir. Ayrıca futbolcunun forma giydiği TFF Süper Lig ve UEFA müsabakalarında takımın alacağı her bir puan için net 8.000 TL, Türkiye Kupası müsabakaları için ise net 4000 TL prim ödenecektir.

Bunun devamında;
2019-2020 Sezonunda futbolcu 20 TFF Süper Lig ve UEFA müsabakalarında ilk 11’de oyuna başlar ise sözleşme bir sezon için kendiliğinden uzayacaktır. Bu durumda futbolcuya 2020-2021 sezonu için net 2.300.000 TL sabit transfer ücreti ödenecektir. Ayrıca futbolcunun forma giydiği TFF Süper Lig ve UEFA müsabakalarında takımın alacağı her bir puan için net 10.000 TL, Türkiye Kupası müsabakaları için ise net 5.000 TL prim ödenecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Canlı Yayın İstek Hattı

Ege7Gün Radyo Dinle

Nöbetçi Eczaneler

Advertisement

Son Haberler

En çok okunanlar

Anketimize Katılın

Aydınlıların Firma Rehberi

SPOR GÜNDEMİ

Advertisement

Hava Durumu

booked.net

Döviz Kurları

Advertisement

Şans Oyunları Sonuçları

Faydalı Linkler

Günün Manşetleri

Advertisement

PUAN DURUMU

Advertisement

Facebook

Trend Haberler