Connect with us

Genel

Ak Parti Aydın Teşkilatı Yöneticilerini kınıyorum!..

BAHRİ KANAT

Bu haber

yayınlandı

Yürüyüş ulusal anladık
***
Ulusalda yürüyen ise Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı
Anladınız mı?
Büyükşehir belediye Meclis toplantısına katılmayan O, anladınız mı?
O yüzden çok önemli!..
Neden mi önemli?
CASUSLUK suçundan 25 yıl alana “ADALET”diye yürüyen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanının bu davranışını
Vatandaşına anlatmayanlar için önemsiz, bizim için ise çok önemli.
17 İlçesi ve yönetim kurulları olan Aydın Ak parti İl Teşkilatı ve Başkanının
Vatandaşına bu tür konuları duyurmayıp
Sosyal medya aracılığı ile bile vatandaşına elden ele dağıtıp neyin ne olduğunu anlatmayanların yerine
Yine 15 Temmuz’da olduğu gibi görevi biz yaptık.
Sefası, yorgunluğu sabahtan beri bizde onlar keyifte!
Ayıpppp!!!!
Sizden bir şey olmaz, size siyasetçi diyebilmek için bozacı lazım!!!
Vefa Bozacısı!..

AYDIN İLİ DAHA ÇOOK CHP OLUR

Elinde ana kademe, Kadın Kolları, Gençlik kolları ve 17 ilçenin yönetimleri nereden baksan 1000 kişi olacak.

Yandaş medyaya bile selam vermeden
Lehine olan haberleri 4996 okunma ile 1000 yönetici paylaşımı ile
Buharkent’ten, Didim’e kadar vatandaşıma ne olmuş ne olmamış diye haberdar, paylaşım yapacam da

50 bin Aydınlı Vatandaşı 3 ay içinde
100 bin vatandaşı 6 ay içinde

Ak Partiye çekemeyeceğim haaaa.
Yeter ki iste yeterki çalış

Yandaş medyaya gidip iki resim çekilip kendinizi hala meşhur etmek için çalışırsanız
Daha çok ortak olur

Koltuklarda oturmaya devam eder ama
Aydın ili daha çok CHP olur.

Aslında sizin istediğinizde bu.
Vatandaşın sizin için bir önemi yok.
Sizin için önemli olan ERDOĞAN
Çünkü koltuğu “o” verir.
Su parasını ise vatandaş katmerli katmerli ödemeye devam eder.
Siz de hayırlı Cumalar diyerek haftalara, hafta katarsınız.

YORULDUM…
Tek başına çalışmaktan yoruldum.
Vatandaşın gücü olmasa “PES” diyecek kadar yorgunum.

Lafı uzatmayayım
Hiçbirşey yapmadan koltuklarınızda oturabiliyorsanız sizi tebrik ediyorum.
RTE’nin askerleri
Sizleri Allaha havale ediyorum
Kınıyorum ve göreve davet ediyorum

BAHRİ KANAT

 

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku
Yorum yapmak için tıkla

Habere Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Güçlü olduğum için gülüyorum:)))

EBRU GÖNER

Bu haber

yayınlandı

Editör

Affettiğimden değil, boşverdiğimden üzerinde durmuyorum ve mutlu olduğum için değil, güçlü olduğum için gülüyorum!..

Verdiğini hatırlayıp, aldıklarını unutanlar daima boşverdiklerimizdir. Belki de hayat yanlış anlayınca güzeldi…

Kızamadık, kıyamadık, alttan aldık, çok değer verdik , ne dediyse yaptık yani üzemedik.Anladık ki ; Haddinden fazla kıymet veren gereğinden fazla ısrar ettiğin herkes, seni buna pişman edecektir.

Güzel olan herşeyin bittiğini görüyorum. Lütfen çirkin olalım biz!

Önce büyük düşünüyorsun, bir de bakmışsınki artık küçük yaşıyorsun.

Artık tanıdığın gibi değilse, bundan sonra tanımamış gibi yapma vakti gelmiştir. Çok şey beklememek lazım hayattan; hayaller ağır ve insanlar nankördür çünkü!

Dokunulmasa da görülmese de kalpte yer verilir, bazısına nedensiz…

Acıklı başta akıl olmaz derler;
Hayat o kadar kısa ki…

Lakin biz samimi siyahları severiz; samimiyetsiz gök kuşaklarını değil! Bir kalbiniz var onu hatırlayın.Sen uzattığın ele mi dargınsın? Yoksa onu tutamayacak birine uzattığın için kendine mi kızgınsın? Ağlayanı güldürmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerlidir. Sanatlı bir eser, sanatkarı temsil eder.Noktadan sonra bitmeyen yazılar, “geçti artık” dedikten sonra geçmeyen acılar var.

Her insan mezarlığını içinde taşır; kimi geçmişini gömer, kimi ise geleceğini…

Bize yeni düşmanlar lazım artk, eskileri hayranımız oldu. Yeni yeni anlıyoruz belki yorulduğumuzu; öyle eskisi kadar hevesli değilsek te hiçbir şeye, koşturmalar yıkılmalar haydi bir dahadır maskeleri düşürmeye der. Hayatın kuarallarını değiştirecek kadar güçlü olmasakta, kurallara boyun eğmeyecek kadar güçlüyüzdür.

İnsanın en büyük dostu zorluklarıdır.

Çünkü insanı karşılaştığı zorluklar güçlendirir. Kötülüğün içine kolayca girilir, ama güçlükle çıkılır.

En güçlü iki savaşçıdır, sabır ve zaman! Şimdi diliyorum, eğer insanlara zarar verirsem özür dileme gücü ver bana tanrım;

Ve eğer insanlar bana zarar verirse affetme ve merhamet gücü ver bana tanrım! İnsanların en asilidir intikama gücü yeterken bağışlayanı..

Görünen o ki; Dünyadaki en güçlü insan en yalnız duran ‘’o’’ kişidir.Güçlü kalplere ise ödül, yalnızlıktır!

Güçlüyüm;

Çünkü zayıflıklarımın farkındayım,; Akıllıyım, çünkü aptallıklarımı biliyorum;
Mutluyum, çünkü mutsuzluklardan çok şey öğrendim ben!
Ve, ben hatalarımla güçlüyüm..

YAZAR: EBRU GÖNER

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

İsabeyli’de halk konseri düzenlendi

Bu haber

yayınlandı

Editör

Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşları müzikle buluşturduğu halk konserleri devam ediyor. Dün akşam Nazilli’nin İsabeyli Mahallesi’nde düzenlenen konserde Nazillili vatandaşlar müziğe doydu.

Aydın Büyükşehir Belediyesi Konservatuvar Orkestrası’yla birlikte sevilen sanatçı Efe Dumancı’nın sahneye çıktığı geceye yediden yetmişe yüzlerce vatandaş katıldı.

Nazillili vatandaşlar müzik dolu gece için Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür ederken konserde şarkı söyleyip dans ettiler.

Halk konserleri yıl boyunca Aydın’ın bütün ilçelerinde devam edecek. Bir sonraki konser ise perşembe günü Kuşadası Davutlar’da düzenlenecek.

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

Pamukçu geldi pamukçu!..

Bu haber

yayınlandı

Editör

Önceden overlokçuydu şimdi pamukçu oldu ve Aydın’ın sokaklarında pazar günü kamyonetiyle ses tesisatını sonuna kadar açarak dolaşıyor!..

Önceden halı, kilim ve paspas kenarlarına overlok yapardı, şimdi pamukçu oldu, sadece bu kişilerin dolaşmasına izin verildiği için, biz artık bunların gerçekten satıcı olduğuna inanmıyoruz, olsa olsa başka birşeydir diye düşünüyoruz!..

Değilse bu nedir o zaman?

Ve bunu haftada en az 2-3 kez yapıyor, nerede bu belediye, nerede bu yetkililer, Aydın’da pamukçu mu yok, yorgancı mı kalmadı, zaten inşaattan, birçok gürültü kaynağından kafası şişen Efeler sakinlerine bu kadar gürültü yetmiyor mu?

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

Kablo hırsızları jandarmaya takıldı!..

Bu haber

yayınlandı

Editör

Söke’de önce keşif yapan daha sonra da araçla gelerek hırsızlık yapan iki şüpheli şahıs, jandarmanın çalışmaları sonucunda amacına ulaşamadı.

Söke’de bir alışveriş merkezinde meydana gelen kablo hırsızlığı olayını araştıran jandarma ekipleri, kamera kayıtlarının incelenmesi sonucu motosikletli iki zanlının kabloların olduğu alanda önce dolaştıklarını daha sonra da otomobille gelerek kabloları çaldıklarını tespit etti. Plaka bilgileri belirlenen otomobil, jandarma asayiş timlerince yol güzergahında kaçamadan yakalandı.

Araçta yapılan arama sonucu alışveriş merkezinden çalınan kablolar bulunarak el konuldu. Araç sürücüsü ifadesinde E.D., G.K. ile birlikte hırsızlık olayını gerçekleştirdiklerini itiraf etti. Hırsızlık olayı zanlısı G.K., yapılan araştırmalar sonucu olay yeri yakınında yakalandı.

Gözaltına alınan şüphelilerle ilgili olarak adli işlemler başlatıldı…

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Genel

Fareler ve insanlar

AHMET GÜDÜCÜOĞLU

Bu haber

yayınlandı

John Steinbeck’in çok bilinen Fareler ve İnsanlar eseri, insanların hayallerinin çeşitliğini anlatan çok güzel bir kitaptır. İnsanın hayal kurmasındaki sevincini, mücadelesini kaleme döker. Hepimiz hayalleri olan varlıklarız.

Bazen gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz halde yorulmadan hayaller kurmaya devam ederiz. Hayalin kelime anlamına baktığımızda da: “Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey.” olarak bir açıklama görürüz. Biz canlı varlıklar, gerçekleşmesini özlediğimiz şeylerin hayalini kurarız. Farelerin hayali peynirdir, insanların hayali ise paradır. Bu hayal edilen şeyler ise her zaman bir düş döngüsünde kalır aslında. Fare peyniri bulunca daha çok peynir ister, insan da parayı bulunca daha çok para ister. Bu eser da aslında tam olarak gayet yerinde bir Amerikan rüyası eleştirisidir. Ne fareler peynire ulaşabiliyor, ne de insanlar arzuladıkları paraya ulaşabiliyor.

Kitapta fiziksel ve zihinsel özellikleriyle birbirine tam olarak zıt olan iki kişinin yaşamı söz konusudur. Bunlardan George adında olan mantığı, zekâyı, zihinsel gücü, parayı, totaliterliği ve salt maddiyatı temsil ediyorken, Lennie adında olan karakter ise duygusallığı, fiziksel gücü, sevgiyi, boyun eğmeyi ve salt maneviyatı temsil etmekte. Fiziksel olarak da George zayıf olan taraf, Lennie ise şişman olan taraftır.

1763 yılında James Watt tarafından bulunan buharlı makinenin icadı Sanayi Devrimi’nin başlangıcı kabul edilir. Aslında bu gerçekleşen sanayi devrim sayesinde bizden yaklaşık üç yüz yıl önce yaşayan insanların hayallerini şu an gerçekleşmiş olarak yaşıyoruz diyebiliriz. John Steinbeck’in de Fareler ve İnsanlar kitabıyla bize George ve Lennie karakterleri üzerinden bir metaforla tam da bu konuyla ilgili bir mesaj vermeye çalıştığını düşünüyorum.

Sanayi Devrimi’nden önce Lennie’nin karakter özellikleri olan fiziksel güç dünyayı yöneten güçtü. Fakat Sanayi Devrimi’nin başlamasıyla birlikte artık fiziksel güç yerini George’un özelliği olan zekâya ve zihinsel güce bıraktı. Para her şeyin yerini aldı.Aşırı hızlı bir üretim ve dolayısı ile aşırı hızlı bir tüketim süreci başladı. Kısaca zekânın fiziksel güçten daha etkili olduğu ve onun yerini hemen alması gerektiği geç de olsa anlaşılmış oldu. Eseri okurken çok önemli bir nokta dikkatimi çekti. Bir insanın kurduğu hayal bile küçük olabilir mi? Sonra düşündüm de olabilir.

Neden mi? O insan hep küçük görülmüşse, ezilen bir topluluğa aitse, artık içinde bulunduğu durumu kabullenmiş ve tüm benliğine sindirmişse, hayalinde bile bundan kurtulamaz. Daha iyi olmayı düşünmez, yine kendisinin öyle olduğu bir hayal kurar. Çünkü bilir ki daha iyisi onun için imkansızdır artık. Bu öyle bir imkansızlık ki hayalinde düşlemek bile mümkün değildir sanki. Yine de küçük de olsa bir hayaldir ve bir umuttur onun için. Bense o hayalde çaresizce bir kabulleniş gördüğüm için umudun içindeki umutsuzluğu sezdim, bu çok üzücüydü bence. Benim canımı en çok acıtan durum ne biliyor musunuz? Kendini diğerinden üstün gören kişinin onu aşağılaması değil.

Aşağılanan kişinin onun haklı olduğunu düşünüp, kendini bir aşağılık olarak görmesi. Diğerine kendini bir başkasından üstün görmeye hakkı olmadığını anlatabilmesi gerekirken, çaresizliğinin esiri olmuş ve kendini diğerinden daha aşağıda gören bir insana ne diyebiliriz ki? 1902 tarihinde doğmuş olan Steinbeck’in, Sanayi Devrimi’nin sonuçlarıyla beraber büyüdüğü bir çağda, güncel siyasi ve ekonomik olayları bu iki karakter üzerinden kısacık ve oldukça yalın bir dille yazdığı bu kitapla çok başarılı bir şekilde anlatmış.

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Canlı Yayın İstek Hattı

Ege7Gün Web TV

Nöbetçi Eczaneler

Advertisement

Son Haberler

Anketimize Katılın

Aydınlıların Firma Rehberi

SPOR GÜNDEMİ

Advertisement

Hava Durumu

booked.net

Döviz Kurları

Advertisement

Şans Oyunları Sonuçları

Faydalı Linkler

Günün Manşetleri

Advertisement

PUAN DURUMU

Advertisement

Facebook

Trend Haberler