Connect with us

Güncel

16 yıllık AKP iktidarı: işsizlik, ekonomik kriz, esaret altında basın, siyasal yargı

Bu haber

yayınlandı

İki gün önce, yani 3 Kasım AKP’nin iktidara gelişinin 16. yıl dönümüydü. 16 yıllık AKP iktidarında ülkemiz ekonomiden, yargıya, sağlıktan eğitime her alanda geriye gitti.

Devletin borcu, Aralık 2002’de şimdiki parayla 242.7 milyar TL’ydi. Bugün 3 kattan fazla artış göstererek 876 milyar TL’ye dayandı.

Kişi başına düşen borç, 2002 kişi başına düşen borç bugünkü dolar değeriyle bin 828 dolardı. Bugün ise kişi başına düşen borç tutarı 5 bin 598 dolara çıkmış durumda.  Yani AKP’nin 16 yıllık döneminde borç yüzde 206 arttı.

Özel sektörün dış borcu, 43 milyar dolardan 307.8 milyar dolara çıktı.

İşsizlik oranı 2002’de yüzde 8.3 iken “sözde büyüyen ekonomi” ile birlikte arttı ve 2017’de yüzde 10’u aşarak çift haneli oldu. Geniş tanımlı işsizlik oranıysa yüzde 20’lere dayanmış durumda.

Türkiye’de 52 yılda verilen cari açık toplamda 43.7 milyar dolar iken, AKP’nin 16 yılda verdiği cari açık 52 yılın toplam açığını 13’e katladı ve 561.6 milyar dolar oldu.

Türkiye’nin 80 yıllık dış ticaret açığı 247 milyar dolardan AKP döneminde 960.6 milyar dolara yükseldi.

Faizler vatandaşa yüklendi. Devlet 16 yılda 757 milyar TL faiz öderken, vatandaş 368 milyar TL faiz ödedi. Kaynaklar yatırıma değil, faize gitti.

İşsizlik ve yoksulluk rekor kırdı. Halk yoksullaşırken milyonerlerin sayısı arttı. Son 6 yılda milyonerlerin sayısı 32 binden 127 bine çıktı. 5 gençten birinin işsiz olduğu Türkiye’de 5 milyon genç ne eğitim görüyor ne de çalışıyor. Yurttaşımız işsiz kalırken yandaşlara ne oldu peki? İhale mevzuatı tam 168 kez değişti. Tarım alanlarını, fabrikaları yandaşlara peşkeş çekmek için ellerinden geleni yaptılar.

2002 yılında ekmeğimiz 300 gramdı ve 25 kuruşa satılıyordu. Yani bir başka anlamla ekmeğin 100 gramı o dönem 8 kuruşa tekabül ediyordu.

Şimdi ekmeğimiz 300 gramdan 250 grama düşürüldü ve 1 lira 25 kuruştan satılıyor. Yani bugün ekmeğimizin 100 gramı 50 kuruş değerli arkadaşlar.

Ekmeğin hem gramajı düştü hem de 100 gram ölçüsüne yapılan zam oranı yüzde 600 arttı.

Ülkemizin lokomotifi olan tarım bitirildi. Her türlü tahılı ithal eder hale geldik. Çiftçimizin borcu 89 kat arttı. 2002’de bir milyar TL’yken bugün 89 milyar TL’ye dayandı.

Doğal yaşam yok edildi. Türkiye’de maden ve turizm tahsisleri gibi ormancılık dışı kullanımlar nedeniyle yaklaşık 550 bin hektar yani 5,5 milyar metrekare alanda orman örtüsü yok edildi. 55 milyonun üzerinde ağaç kesildi.

Yenilenebilir enerji kaynaklarından ziyade doğal kaynakları yiyip tüketen enerji santralleri kuruldu. Ülke HES’lerin, JES’lerin cennetine döndü. Topraklar çoraklaştı.

Basın esaret altına alındı. Yüzlerce gazeteci tutuklandı, cezaevine atıldı, gazeteler kapatıldı. Haber alma hakkının gasp edildiği Türkiye Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre 180 ülke arasında 157’nci sırada yer aldı.

Yargı siyasallaştı. Hukuk devleti ve adalet idealinde uzaklaşıldı. Binlerce hakim, savcı bir gecelik kararlarla bir anda yer değiştirir, kararları beğenilmeyen hakimler aforoz edilir oldu. Savunma görevini yapan avukatlar görevlerini yaptıkları halde tutuklandılar. Adeta yargı yürütmeye bağlandı.

Adaletin terazisi hassastır. Müdahale ederseniz tüm sistem bir anda çöker. AKP iktidarının da yaptığı bu oldu. Adalet terazisini esnaf terazisi sandı. Türkiye 2017 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre 113 ülke arasında 101’inci sırada yer aldı. Yargıya güven yüzde 20’lere geriledi.

Kadına yönelik şiddet rakamlarla telaffuz edilemeyecek duruma geldi. AKP iktidarı döneminde, resmi rakamlara göre, 6 bin 143 kadın kadına yönelik şiddet nedeniyle hayatını kaybetti.

Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3’üncü sıraya düştü. TÜİK verilerine göre, son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi. Son 6 yılda 142 bin 298 çocuk anne oldu ve bu çocukların büyük kısmı dini nikâh ile evlendirildi. AKP döneminde uyuşturucu suçları, kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar suçları tavan yaptı.

Eğitim yap-boza döndü. 16 yılda sınav sistemimiz tam 14 kez değişti. Neredeyse her yıl öğrencilerimize yeni bir sınav sistemi dayatıldı.

”28 Şubat’ın rövanşı” diyerek adım başı imam hatip açtılar. Bazı ilçelerimizde çocukların öğrenim göreceği normal lise kalmadı. Ya imam hatipte okuyacaksın ya okul gitmeyeceksin dayatmasını vatandaşa reva gördüler.

AKP döneminde değişen ve adı TEOG olan liseye giriş sınavına ilişkin Erdoğan ”TEOG’un doğru bir sistem olduğunu düşünmüyorum” dedi.  Sistem 72 saatte dönemin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı tarafından değiştirildi. Yani, eğitim de çocuklarımızın geleceği de tek adamın iki dudağının arasına sıkıştı.

Üniversiteler özgür düşüncenin değil, iktidar baskının merkezi haline geldi. Sadece muhalif oldukları için yüzlerce akademisyen üniversitelerinden uzaklaştırıldı.

Sağlıkta dönüşümün içinden rant çıktı. AKP’nin ‘reform’ yapıyoruz dediği ‘sağlık dönüşüm’ hamlesi yurttaşın sağlığını bozdu. Şehir hastaneleri adı altında kent merkezlerinden kilometrelerce uzaklıktaki alanlara yapılan hastanelerden yandaşlar milyon dolarlar kazandı. Hasta yatış garantisi verilerek yapılan Şehir Hastaneleri’nin faturası vatandaşa ödetildi.

Sağlık emekçilerine şiddet tavan yaptı. 4 Mayıs 2012 – 01 Nisan 2018 tarihleri arasında kayıtlara geçen şiddet vakası sayısı 68 bin 375’tir. Kayıt altına alınan vakaların yüzde 30’unda sağlık çalışanlarının fiziki şiddete maruz kaldığı görülmektedir. Cumhuriyet tarihinde sadece 1 hekim sağlıkta şiddet nedeniyle hayatını kaybetmişken 16 yıllık AKP iktidarında 11 hekim, görevi başındayken uğradığı şiddet sonucu hayatını kaybetti.

Kısaca, her meslekten her yaştan yurttaşımız en teme hakkından “insanca yaşama hakkı”ndan mahrum bırakıldı.

Yorumlar

yorumlar

Güncel

Çerçioğlu’nun bir Dikili ağacı bile yok!

Bu haber

yayınlandı

Editör

2009 yılında aradan sıyrılıp yaklaşık 500 oy ile belediye başkanı olan Çerçioğlu’nun şansı hep yüzüne güldü yani kendisine güldü.
Aydın ili o zaman bu zamandır Çerçioğlu’nun boş reklam afişleri ve kendi resimleri ile adeta Aydın halkını baydı.
Vatandaş hizmet beklerken
Vatandaşın bütçesi ile hele hele büyükşehir olduktan sonra yıllık bir katrilyon para dersek 5 yılda 5 katrilyon para adeta havaya uçtu.
Aydın halkına sormak lazım
Çerçioğlu Aydın’a10 yıldır ne kazandırdı?
Efeler’de bir garaj göz ile gözüken
Oda şehrin ilerideki gelişmesine göz önüne alırsak adeta bir ilçe garajı gibi yetersiz, küçük kalacak!
Bir dikili ağacı yok derken vatandaşa sormak lazım Çerçioğlu 10 yıldır Aydın’a ne yaptı?
Gören gözler gösterebilir mi?
Yok,koca bir sıfır.
Ege bölgesinde olan Aydın şehri CHP zihniyetinin elinde oyuncak oldu.
Tıpkı İzmir gibi.
Vatandaşın verdiği paralar ile ot, portakal,patates,koyun, çay daha ismini yazamayacağım pek çok şey Çerçioğlu’nun kendi reklamı için şehrin geleceği için değil kendine fayda için dağıttığı bütçeden Aydın’a fayda gelir mi?
Sosyal belediyecilik bütçenin %10’nu bilemedin %15 ile yapılmasına kimse karşı çıkmaz ama Çerçioğlu verdiği sözler ve projelerin %85’ni gerçeklestirmedi.
Yani Aydın halkına rüya sattı.
Zarar eden büyükşehir şirketleri işin cabası.
Dün ki meclis toplantısında meclis üyelerine %99.9 oybirliği ile bana yardım ettiniz diye plaket veren ve alan meclis üyeleri
Meclis üyesi olarak o plaketleri nasıl aldılar ona da şaşırmamak elde değil.
On yıllardır meclis toplantılarını izlerim ve Çerçioğlu’nun karşısında muhalefet eden tek bir meclis üyesine denk gelmedim.
Aydın halkına rüya satan Çerçioğlu kurnazlığı ile meclis üyelerini de hipnotize etmiş gibi şehrin geleceğine muhalefet etmeyen üyeleri anlamak mümkün değil.
Dikili ağacı olmayan Çerçioğlu’na
Meydandaki ağaçları katletene
Kendi posterinin gözükmesi için basında çıkan haberlere göre ağaç kıyan
10 yıldır şehre artı değer katmaya çerçioğlu bu sefer gidici
Hem de nasıl gidecek biliyormusunuz!
Türkiye’nin en pahalı suyunu satan
Kendi eli ile gidecek.
Siyaseti bir şey yapmasına gerek kalmadan
Vatandaş sandıkta tokadını patlatacak.
Elektrik faturalarını geçen su faturaları Çerçioğlu’nun sonu olacak.

Köşe Yazarı : Bahri KANAT

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Dünya

Nezih Demirkent’i vefatının 16. yılında özlemle anıyoruz

Bu haber

yayınlandı

Editör

11 Şubat 2001 tarihinde aramızdan ayrılan Türk basınının duayeni Nezih Demirkent’i saygı ve özlemle anıyoruz. Ekonomi yayıncılığının öncüsü DÜNYA, kurucusu Demirkent’in ilkeleri doğrultusunda saygın, güvenilir ve bağımsız olarak yayın hayatını sürdürüyor.

Aramızdan ayrılışının 16’ncı yılında andığımız Nezih Demirkent, ekonomiyi İstanbul’dan ibaret sayan anlayışı yıktı. Anadolu iş hayatını gündeme taşıyarak Türkiye ekonomisinin merkeziyle gövdesi arasında köprü kurdu.

Dünya Gazetesi’nin kurucusu, Türk basınının duayen kalemi Nezih Demirkent’i ölümünün 16’ncı yılında saygıyla anıyoruz. 71 yıllık yaşamında büyük başarılara imza atan Demirkent, bağımsızlığa ve özgürlüğe inanmış özgün kişiliğiyle Bab-ı Âli’de önder oldu.

Nezih Demirkent, 1930 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Yüzbaşı Ahmet Nurettin Bey’in Şanlıurfa’ya tayini ile 1 yaşında Anadolu’yla tanıştı. Yüzbaşı Nurettin Bey, 1934’te yürürlüğe giren soyadı kanunu ile Demirkent soyadını aldı. Uzun yıllar sonra Nezih Demirkent, bir sohbet sırasında yakın dostlarından Hasan Yılmaer’e, soyadı öyküsünü şu sözlerle anlatmıştı: “Babamın ve ailesinin kökeni Manisa’nın Demirci ilçesidir. Soyadını alırken, önce ilçenin adı olan Demirci’yi düşünmüş. Sonra da ‘Demirci adının, demir yapan, demir döven’ şeklinde anlaşılabileceğini düşünerek bundan vazgeçmiş. Sonra, Demircili olduğunu çağrıştırsın inancıyla ‘Demirkent’i soyadı olarak almış.”

Hakkari, ardından Nezih Demirkent’in ilkokula başladığı Van derken, Yüzbaşı Nurettin Demirkent’in ‘şark hizmeti’ tamamlanınca aile İzmit’e geldi. Nezih Demirkent de Van’da başladığı ilkokul öğrenimine İzmit’in Akçakoca ilçesindeki okulda devam etti. 1941-1942 öğretim yılında Haydarpaşa Lisesi’nin orta kısmına kayıt oldu. Haydarpaşa Lisesi’nden 1948 yılında mezun olan Nezih Demirkent, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Fakültedeki ilk arkadaşları, onunla gazetecilikte de birlikte olacağı Necmi Tanyolaç, tıp fakültesi öğrencisi Dr. Mücahit Atmanoğlu, Erol Dallı, bir üst sınıftan Hakkı Devrim oldu. Fakülte yılları, lise sıralarında ve Moda Spor Kulübü’nde olduğu gibi yine sporla iç içe geçti. Çeşitli konularda düzenlenen münazaraların değişmeyen isimlerden biri de Nezih Demirkent idi. Demirkent, 1952 yılında Hukuk Fakültesi’ni bitirdiği zaman mesleğini çoktan seçmişti. Artık o, 51 yılını vereceği gazetecilik mesleğinin içindeydi.

Son Saat’te gazeteciliğe başladı
Genç hukuk öğrencisi Nezih Demirkent, fakültenin ikinci sınıfındayken, 10 Kasım 1950’de Son Saat gazetesinde stajyer spor muhabiri olarak gazeteciliğe başladı. Gazetenin başında Cihat Baban vardı. Eski dostlarından Hakkı Devrim, Hasan Pulur da Son Saat’te çalışıyordu. Son Saat’te başarılı çalışmalarıyla dikkati çeken Nezih Demirkent, 1952 yılında Yeni Sabah gazetesi spor servisinde göreve başladı. Spor yazarı olarak çalışıyordu. Demirkent’in yeni görevi yılın transferi olarak konuşuldu uzun süre. İlerleyen yıllarda Yeni Sabah’ın yazı işleri müdürlüğüne kadar yükselecek yoğun çalışma temposu başladı. Demirkent, işi bitmeden evine gitmiyor, servisteki arkadaşlarının da aynı tempo ile çalışmasını sağlıyordu.

Askeri darbeler, ayaklanmalar, muhtıralar birbirini izliyor, gazeteler sık sık kapanıyor ve gazeteciler tutuklanıyordu. Nezih Demirkent, o yılları TV programında anlatırken, “Bizim kuşak üç askeri müdahaleyi yaşadı. Gazetecilik yapmak zordu” demişti.

Safa Kılıçlıoğlu, 1964 yılında Yeni Sabah gazetesini kapattı. Nezih Demirkent, Yeni Sabah kapandıktan kısa süre sonra Türkiye’de ilk ofset baskıyla yayınlanan ve Hürriyet grubuna bağlı Yeni Gazete’de yazı işleri müdürü olarak göreve başladı. 1969 yılında aynı gazetede genel müdür yardımcısı oldu ve 1970 yılında da müessese müdürü olarak Hürriyet’e geçti. Daha sonra aynı gazetenin genel müdürü oldu. 1981 yılında da Hürriyet gazetesinden ayrılarak DÜNYA gazetesini aldı ve bu gazetenin imtiyaz sahibi oldu.

Anadolu’nun sözcülüğünü yaptı
Nezih Demirkent, mesleki örgütlere çok önem veriyordu. Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Burhan Felek’in ölümünden sonra 1982 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) başkanlığına geldi ve 10 yıl süreyle bu görevi yürüttü. Türkiye Gazete Sahipleri Sendikası’nın da bir dönem başkanlığını yaptı. Demirkent, aramızdan ayrılmadan önce de Türkiye Gazete Sahipleri Birliği Başkanlığı ve İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyeliği görevlerini yürütüyordu. Baba ocağı Manisa’daki Celal Bayar Üniversitesi, Nezih Demirkent’e ‘Fahri Doktor’ unvanı vermişti. Yaşamı boyunca spora büyük önem veren Demirkent, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi ve ölümüne kadar da bu görevi yürüttü. TGC Başkanlığı sırasında Gazeteciler Sosyal Hizmetler ve Emeklilik Vakfı’nı yöneten Demirkent, TGC’nin yayın organı Bizim Gazete’nin aylık olarak yayınını başlattı. Ayrıca, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu TGC Hikmet Memduh Kızılağaç Huzurevi ile TGC Basın Müzesi projelerini gerçekleştirdi.

Türk basınının duayen ismi Nezih Demirkent, 11 Şubat 2001 tarihinde noktalanan 71 yıllık başarılı, onurlu hayatında ekonomi gazeteciliğinde DÜNYA ile birlikte bir çığır açtı. Ölümünün 16’ncı yılında andığımız kurucumuz Nezih Demirkent, Türkiye ekonomisini İstanbul’dan ibaret sayan anlayışı yıktı. Anadolu ekonomisini Türkiye gündemine taşıdı. Türkiye ekonomisinin merkeziyle gövdesi arasındaki köprüleri kurdu. DÜNYA, bugün onun ileri görüşünün bir kanıtı olarak saygın, güvenilir, bağımsız bir gazete olarak yayın hayatını sürdürüyor.

‘Mazeret yaratan, bir işi alıp da bitirmeyen insanlardan pek hoşlanmazdı’
3 Şubat 2006’da aramızdan ayrılan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Işın Demirkent, yarım asra yakın evliliklerinin gelecek kuşaklara da mesaj niteliği taşıyan unutulmaz çizgilerini şöyle anlatmıştı: “Bizim için gezmek biraz fanteziydi. Gündüz işyerlerimizde çalışmalarımızı tamamladıktan sonra, akşam da evde çalışırdık. Çalışkan insanları severdi, vurdumduymaz, mazeret yaratan, bir işi alıp da bitirmeyen insanlardan pek hoşlanmazdı.”

DÜNYA.COM

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Güncel

Mustafa Tanyeri: Söke Ovası afet bölgesi ilan edilmeli

Bu haber

yayınlandı

Editör

Geçtiğimiz günlerde yeni seçilen ve göreve başlayan Söke’nin çiçeği burnunda Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, taşkınlar nedeniyle sular altında kalan Söke Ovası’nın afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini söyledi!..

Tanyeri yaptığı açıklamada, Söke Ovası’nda yaklaşık 50 bin dekar arazinin taşkın nedeniyle göle dönüştüğünü ve ova genelinde büyük bir verim kaybının yaşandığını söyledi.

“ÇİFTÇİNİN ZARARI BÜYÜK”

Başkan Tanyeri, “Elimizde şu anda kesin veriler olmamakla birlikte Söke Ovası’nda yaklaşık 100 bin dekar alanda buğdayın yanı sıra, arpa ve fiğ gibi yem bitkisinin ekildiğini tahmin ediyoruz. Bu sezon fazla ekim yapılmasının nedeni münavebeden kaynaklı. Çünkü 2020 yılında münavebe yapılmazsa üretici devlet desteğinden yararlanamayacak. Bundan dolayı üretici buğday ve yem bitkisi ekimi yaptı. Ancak ekili alanlarımız sular altında kaldı.” dedi.

“DENİZE DÖNEN OVA AFETİ YAŞIYOR”

Büyük Menderes Nehri’nden kaynaklanan taşkınlar nedeniyle, Kalçık, Yeniköy, Burunköy, Akçakaya, Pamukçular, Nalbantlar, Avşar ve Yeşilköy Mahallelerinde binlerce dönüm arazinin sular altında kaldığını kaydeden Başkan Tanyeri, “Söke Ziraat Odası olarak önümüzde çözüm bekleyen en acil sorunumuz afeti yaşayan çiftçimize yardımcı olmaktır. Taşkın nedeniyle su altında kalan bölgelerin zaman geçirilmeden afet kapsamına alınması gerekiyor. Su baskınına maruz kalan ekili arazilerimizin kurtulma şansı yok. Bölgemizde sadece taşkın altında kalan alanlar değil, aşırı yağış nedeniyle de diğer ekili alanlarımızda da büyük zararlar var. Özellikle buğdaylarda çok fazla verim kaybı söz konusu. Söke Ovası’nın bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“SÖKE OVASI MÜNAVEBE KAPSAMINDAN ÇIKARILSIN”

Söke Ovası’nda bu yıl ki hububat ve yem bitkisi ekiminin münavebeden kaynaklandığını belirten Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, “Yaklaşık 100 bin dekar arazimizde buğday, arpa ve yem bitkisi ekimi yapıldı. Çok sayıda çiftçimiz gelecek yıl sona erecek 3 yıllık süreye takılmamak için bu yıl ekim yaptı. Ancak ürünü su altında kaldı. Aydın’da münavebe uygulanabilir ama Söke Ovası’nda münavebenin yapılamayacağı son yağışlarla bir kez daha ortaya çıktı. Münavebe uygulamasının Söke Ovası’nın şartları göz önüne alınarak kaldırılmasını istiyoruz” dedi.

(HÜSEYİN IŞIK)

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Güncel

Söke Halkı’ndan Çerçioğlu’na tokat gibi anket!..

Bu haber

yayınlandı

Editör

Söke CHP’den istifa eden partililer hergün artadursun Söke’nin en güvenilir gazetecisi olan TRT İzmir Haber Müdürlüğünden emekli ve sürekli Basın Kartı Sahibi Hüseyin Işık’ın Genel Yayın Yönetmenliğindeki www.sokeolay.net haber sitesinde dün başlayan ankette an itibariyle 5 dakikalık bir periyotta yüzlerce oy kullanılıyor!..

CHP’den istifa eden Süleyman Toyran’ın Demokrat Parti’ye geçmesiyle bu defa halk parti değil kişiden yana oy kullanıyor, Söke Çayı’nın üzerindeki dükkanları yıkarak büyük bir siyasi risk alan Süleyman Toyran’a Sökeliler sahip çıkıyor ve oylarını şu andaki Başkanlarından yana kullanıyor!..

Aynı zamanda çözüm ortağımız da olan www.sokeolay.net haber sitesindeki oylama devam ediyor ve 2 hafta boyunca yayında kaldıktan sonra sonuçlar açıklanacak!..

Darısı Gönüllerin Başkanı sloganıyla seçim kampanyasına devam eden Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan’ın başına diyelim…

Parti ve ideoloji değil bu defa Aydın’ın bazı ilçelerinde galiba insanlık kazanacak!..

An itibariyle durum bu fakat 2 hafta boyunca yayınlanacak olan anketin kesin sonucu ne olur onu bilemeyiz!..

ÜMİT YEŞİLDAĞ

 

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

Güncel

Cemil İpekçi’ye Yaşam Boyu Onur ödülü

Bu haber

yayınlandı

Editör

Altın Rehber TV’nin düzenlediği Türkiye Ödülleri 2019 töreni, magazin, siyaset, sanat ve iş dünyasından birçok seçkin kişi ve kurumun katıldığı Ortaköy Princess Hotel’de görkemli bir geceyle düzenlendi.

Moda Tasarımcısı Cemil İpekçi’ye ise Altın Rehber TV tarafından Yaşam Boyu Onur Ödülü layık görüldü!..

Her yıl düzenlenen ve çeşitli kategorilerde ödüller verilen gecede ödülünü alan Cemil İpekçi şunları söyledi: Çok mutlu oldum bu ödüle, çünkü normalde birkaç zamandır birşeyler yapmıyorum, artık emekli değilim ama galiba tükenmişlik sendromu yaşıyorum. Onun içinde böyle arada bir “Yılın En İyi Modacısı” ödülü veriyorlar, o çok tuhafıma gidiyor, artık benim dönemim değil, genç talebelerim var ve çok başarılı tasarımcılarımız var, çok başarılı gençlerimiz var onların hakları. Onur Ödülü çok mutlu etti beni, çok onore etti, çok teşekkür ediyorum…

ÜMİT YEŞİLDAĞ

Yorumlar

yorumlar

Devamını Oku

KALENDER ÇİZİYOR

Advertisement

Son Haberler

Anketimize Katılın

Aydınlıların Firma Rehberi

SPOR GÜNDEMİ

Advertisement
Advertisement

Günün Manşetleri

Advertisement
Advertisement

Facebook

Trend Haberler